Yazı faslı
Asker
3 Şub
Elime yapışan elin sahibine döndüm yüzümü. ”Allah aşkına sen yaparsın Aslı Hanım, gözümü yummadan asker yap şu oğlumu” diyen annenin, o an elini elimde değil yüreğini yüreğimde hissediyorum. ”Zihinsel engeli olanları askere almazlar ki” diyemiyorum. ”Söz!” diye geri dönüşü olmayan, söz bir Allah bir diye inandığım o iddialı laf çıkıyor ağzımdan.
Araştırmaya başlıyorum. Komutanlara ulaşıyor, bilgi alıyorum. Ve engeli olan evlatların 1 günlüğüne asker yapıldığını öğreniyorum. ”Söz” demek o kadar kolay olmamalı. ”Söz” verdi mi insan ölümüne yerine getirmeli. Devamını göster >
Gönderilmemiş mektuplar/ Mum gibi
3 Şub
….Kaç saniye gözünü kırpmadan bakmıştın, bilemiyorum. Ancak, gözlerindeki anlamı gün gibi aklımda tutuyorum.
Hani, mevsimlerden yazdı. Hani, biraz kilo almışsın” demiştim. Yine dilimi tutmayı becerememiştim. Bir önemi yoktu üstelik, sanırım laf olsun diye söylemiştim. Maviydi üzerindeki. Çok yakıştığını söylemiş miydim? Belki de diyememiştim. Mavinin sana çok yakıştığını beynime gizlemişim. Devamını göster >
Mississippi yanıyor/Allah nerde anne? (Gerçek hikaye)
2 Şub
İp gibi kilometrelerce uzamış sırada insanlar, vakitlerden gece yarısını geçiriyor. Tüm yorgun ama ümitli bekleyişe rağmen, özgürlük otobüsü gelmek bilmiyor. Herkesin ayaklarına kara sular inmiş. Sabırlar son noktada, hatta artık tükenmiş. Ve leş sokakta, insanlar sıraya gireli 9 saati geçmiş.
Kadın, hala bir film platosundaymışcasına, sakin ve gücünde istikrarlı. Kızı ve kendisinin dışındaki herkesten haklı bir homurtu yükseliyor. Kadın, ”Çekirdek ailemleyim. Nerede ve hangi şartta olursak olalım, tamım-tamamım” ın pervasızlığında. Ve hala zorluklara inat hayata karşı tevekkül duruyor. Sığındığı, en güvendiği – Tutunduğu, en sağlam kulp çünkü. Kadın, Yaratan ile içinden, derinlerinde bir yerlerden sohbette. Çoklukta birliğin hazzını yaşarken, zorlukta kolayı hissediyor. Devamını göster >
İntikam peşinde filmini izledim
2 Şub
Eşim, haftasonu gözümün içine baktı durdu. Hastayım ya, ”İyi misin” sorusunu defalarca sordu. Biliyorum, hem sağlığım için kaygı duydu, hem de haftasonu eve kapanmak fikriyle mutsuz oldu. Gündüz yatağa yapışmış hallerimden, hatırı için kazıdım kendimi. ”İyiyim, iyiyim” dedim, kirpi gribimin(!) vücuduma batan dikenlerini çaktırmadım kendisine. Gayretimle ve üstün rol yeteneğimle haftasonu kapatmadım bizi eve.
Hadi o iki gün haftasonuydu. Tatil moduydu. Ama haftasonu bitti ya, ben akşam üzeri ”Yemeğimizi yeriz, keyif kahvemizi içeriz vee ben dooğru oturma odasına TV karşısına beni bekleyen koltuğuma, battaniyeyi de çekerim kafama, yan gelip yatarım, devrilirim, dinlenirim” diye durayım içimde kendi kendime. Benim yelloz kocam, sinema biletleriyle gelmez mi eve? Gelir. Ben gribi atlatana kadar yaz gelecek inşallah. Devamını göster >
Gönderilmemiş mektuplar/Tavrının izini sürenim
1 Şub
….”Kaldı ki, kimsenin benim tavrımı çekeceğini düşünmüyorum” diyorsun ya; Oysa sen kimsesiz değilsin. Yada ben kimse değilim.
Sen bilmezsin, tavrının miliminin ben izini sürerim. Öyleyse ben, tavrını çekenim.
Biliyor musun, gündelik hayat devam ediyor burada, dizginlerinden kopmuş hallerde. Kimi rahvan kimi dört nal hem de. Ama hep bir an, birden zınk diye duruveriyor hayat bende. İşte o an, hep bir sızı var göğsümde. Tavrına anlamlar yüklerken yakalıyorum beni, iyi mi? Bazen derin dalıp gidiyorum işte. Hayat beni sollayıp geçerken hem de. Devamını göster >
Bir zamanlar kanatlarım vardı
1 Şub
Kendimi bildim bileli, bedenime büyük gelen kanatlarım vardı. Bir de, BİRİ(!) sol yanıma yumruk kadar dev takmıştı. Belki de bu yüzden melekçilik oynamaya merak sarmıştım yıllar yılı. Çünkü benim insan üstü duygularım vardı.
Oysa çokları, çok başkaydı. Biraz daha katı, hatta çokça acımasızdı. Onlar farklıydı. Çünkü, zaman içinde acıttılar canımı. Müdahale ve bencilliklerle incittiler kanat tozlarımı. Olmadı, işi katılaştırıp kırdılar kanatlarımı. Bunca zalimliğe karşı masumiyeti kıskandılar belki de. Oturup da kanat tüylerimi bir bir yolmadıkları kaldı. Devamını göster >
El
30 Oca
Ayaklarım çıplak, koşuyorum. Çok ıssız, çok karanlık. Nefes sesim kulağımda, saçlarım dağınık. Ter süzülüyor boynumdan göğsüme, hava soğuk. Kumlar ayaklarımın altında ufalanıyor, sanki biri beni çağırıyor. Sesi boğuk.
Kan ter içindeyim. Nefes nefese göğsüm. Durup soluklanıyorum. Bağı çözülüyor dizlerimin. Üzerlerine çöküyorum. Beni çağıran sesi dinliyorum. Etrafta çıt yok. Sadece kelimelerim var, ama hepsi bulanık. Ellerimle kumları avuçluyorum. Ne kadar yerde kalıyorum, fikrim yok. Devamını göster >
Kirpi gribi
30 Oca
Geçip gitti zannetmiştim. Pek bi açılıp saçılıp kendimi koruma güdülerimi terk etmiştim. Aaa yok, gitmemiş, gizlenmiş. Ben hasta olmayı seviyorum ya, uzun yıllardır da hasta olmuyordum ya, iyi davrandım tabi kesin bu grip beni çok sevdi. Çöreklendi vücuduma, bu kış benden gitmeye niyeti yok galiba.
Domuz gribi, safsata çıktı biliyorsunuz. Henüz domuz gribinin uydurmasyon olduğunu bilmediğimiz zamanlarda bile, ben kafa tutmuştum o sahtekara. Zaten öyle yalancı hiç bir şey uğrayamaz ki bana. Barınamaz vücudumda.
Ama bu defaki başka. Tam gitti gidiyor derken ve uğurladığımı zannederken, ayy en hain halleriyle ”cee” yaptı bana. Bu kesin kirpi gribi olmalı. Her yanıma kirpinin dikenleri batıyor sanki. Bu defa ki gelişi bir başka valla. Domuz gribi olur da kirpi gribi olmaz mı yani? Devamını göster >
Mississippi yanıyor/ Çöplük
29 Oca
Herkesi otelin çöplüğüne indiriyorlar.
Ve izin çıkana kadar orada beklemelerini söylüyorlar. Otelden çıkış yasak. Çöplükten kıpırdamak yasak. Artık çıkış yok. Yani özgürlük yasak. Devamını göster >
Aile olmak
27 Oca
Elimdeki kitabı, evirip çeviriyorum. Altını üstüne getiriyorum. Okuyorum, inceliyorum. Kitabın adı: Alya, sevgilim ve ben. Tabi ki anladığınız gibi, bu kitap Ayşe Arman’ın başımıza patlattığı yeni kitabı.
”Ayşe Arman’ın bilmediğimiz, tanımadığımız, önümüze sunulmamış yanı yeri kalmadı gibi. Ama kadının yazdıkları yetmemiş gibi, bir de ısrarla gözümüze gözümüze dürtüyor artık her halini, resimli roman gibi. Sanki sadece o anne oldu bu hayatta, sanki kocalar sevgili olmaya ısrarla devam ediyor da, bu kadın da kime neyi ispat ediyor ki” diye düşünmüyorum iyi mi? Devamını göster >
Bu sevdayı çocuklara okutmayın sakın
27 Oca
Editörüm, bir offff çekmiş sigarayı bırakma konusunda, ”Bu çok pis bir esir olma hali” yazısında. Ben de yaktım bir sigara içimi konuşuyorum her zamanki gibi, yazımla.
Keşke arıza çıkarmasa, keşke hastalığa davetiye olmasa, keşke süründürmese, keşke öldürmese ama içiyorum ben bu mereti. Tanıştı kanım yıllar önce bir kere. Hadi bu seferlik de ”Kahretsin” diyeyim. Bir daha demek istemiyorum. Allah da dedirtmesin. Devamını göster >
Son Yorumlar