Hangi lanetli kavimin göçtüğü yollardan geçip ayak izlerine bastım. Beddua almış hangi toprağın suyundan içtim. Hangi sınavın içindeyim ki; gidişattan bile not alamıyorum, sınavım direk infaz ediliyor. Yorum yapılamayan soyut bir resim misali asılmış hüzün kaşlarımın çatıklığına. Kendi sahnemde; “küfür gibi yaşamak” adlı mutluluk kabızı bir adamı oynuyorum…
Bach dinlerken neden ağlıyorum? Neden ruhum buruşmuş gibi hissediyorum? Hani müzik ruhun gıdasıydı…
Dağlarımda yaz kış kar var benim, beslediğim tek çiçek kardelen. Görmedim daha bir papatya bir gelincik… Ve kimse öğretmedi bana ağlamayı, ağlamak doğumumdan kalan en büyük ezberim. Tanrım lütfen bana; aşk ne renk? acı ne renk? söyle… aşk acısının rengini ben bulurum. (Devamını okuyun…)












Son yorumlar