arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
Bilinçaltı Serzenişleri | Bay Gri

Bilinçaltı Serzenişleri

Bilinçaltı serzenişleri 10

Beynimi söküp yerinden, üstünde iyice bir tepinesim var. Düşünüp düşünüp işe yarar bir şeyler bulamadıktan sonra, düşünmek ne boka yarar. Her şeye bir adım yakın ama yine her şeye bin adım uzağım. Yaşadığım orta yaş bunalımı mı nedir anlamadım. Orta yaşında bunalanlar varsa ve de yardımcı olurlarsa cennete giderler, dua ederim.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Bu aralar Feridun Düzağaç  dinliyorum gün boyu, manyak duygusal durumdayım. Ota boka ciddi derecede hüzün yapıyorum ve bana batan her şeye yatay geçiş yapıyorum. Tüm batıklarımla yatıyorum. Güven duygum eksi sıfır mesela… ulan nasıl bu hale geldi bu duygu, insan hiçbir şeye güvenmez mi… Vay a.q. evden işe işten eve giden hücreli ve nefes alan modern zamanların insan görünümlü makinasıyım, ha! arada bir kaçan otobüse küfretmesem yaşadığıma dair bir ses olmayacak. (Devamını okuyun…)


Bilinçaltı serzenişleri 9

Bilmem kaçıncı defadır Küçük İskender’in “Küflü Prens” şiirini okudum ve yine aynı yerden… bam telimden aynı nota çıktı, dehşet bir hissediş ve oldukça travmatik bir sarsılışı yaşadım. Şiirde en beğendiğim sözdür; “ Ben hüznün öteki yanına yatıyorum sana iyi geceler…”

Saat 00:26 gibiydi mutfağa geçtim, soğumuş olan çayın altını yaktım ve balkonda bir sigara içmek iyi olabilir diye geçirdim içimden, sigaramı içerken malikanemin tam karşısındaki kurufasulyecinin otoparkından; “öyle ağırım ki kendime, sen benden gittin gideli” diye yayılan sözlere ve melodiye o an ruhumu teslim ettim, Edip Akbayram söylüyordu. Gerçi Ben Sevcan Orhan’ında bu şarkıyı yorumlayışını çok beğenirim.  (Devamını okuyun…)


Bilinçaltı serzenişleri 8

Öğlenden azıcık sonra uyandım, kahvaltı yapmadan hemen şarapçı paltosu ismini taktığım, giydiğimde köprü altında yaşayan isimsiz bir şarapçının ruhuna büründüğüm paltomu giydim ve bir avuç fındık alıp çıktım Çamlıca’daki malikanemden. Hava ciddi anlamda soğuktu…

Bir türlü yıldızımın barışmadığı ve beni ne zaman görse havlayarak ve sanki yakalasa beni parçalayacak yalancılığıyla en hızlı koşuşunu yapıp yolumu kesen o köpek yine aynı şeyi yaptı… Beni gördü, olanca hızıyla ve havlayarak gelip yaklaşık 4 metre önümde durdu. Bende her zamanki gibi gözlerimi gözlerine diktim “hangimiz daha köpek bunu sana öğreteceğim” diyerek başladım konuşmaya; “oğlum seni anlamıyorum, hep aynı şeyi yapıyorsun, bunu bana bari yapma! şimdi sakin ol ve dön yerine biz aynı saftayız…”

İkimizde yaklaşık 4 dakika hareketsiz kaldık ve yine her zaman olduğu gibi o yavaşça geldiği yere geri döndü. (Devamını okuyun…)


Bilinçaltı serzenişleri 7

Hayata sobelenmiş ve her fırsatta kızgın lavlarla yoğrulan düşüncelerim, yüz buruşturan yargılardan sıyrılıp, tüm tezatlığıyla ve de tüm umursamazlığıyla steril yerleşim bölgelerine gayri nizami soru işaretleri bırakıp kaçıyor. “Ben soruları ve işaretlerini bırakır kaçarım arkadaş… verilen cevaplar beni ilgilendirmez” diyebilmek acayip haz veren ve oldukçada hastalıklı bir durum farkındayım.  Bu durumu bilenler bilir, bilmeyenlerde zaten melek insanlardır.

Aklından geçenleri soydukça; zümrüt gözlerinden fışkıran sahte şefkat! kancık bir pusunun az öncesi ve yaklaştıkça ağzı sulanan aldanışın kahpeliği gibi; “işte bu dercesine” çıkıyor ortaya… Bu ortaya çıkışlardır aklımın içini sıfırlayan ve inadına güvensizlik bir o kadarda yanılma dürtüsü enjekte eden. Yeni önermem ben dahil herşey saçma ve ben bunu çok iyi biliyorum… (Devamını okuyun…)


Bilinçaltı serzenişleri 6

Gerizekâlı dünya serüvenini beyin kıvrımlarımdaki cam kenarı koltuktan izleyip, normal bir insan IQ’süyle süzgeçten geçirip hiç bir işe yaramayacağını bildiğim halde üstüne düşünüyorum. Sağır kalabilmek mümkün değil, ucundan köşesinden lağım sıçrıyor üstüme, isteyerek veya zorunlu belkide boğulmak korkusu ile modifiye edilmiş hayatların nefesine eşlik ediyorum.

Uzun uzun ve yoğunluklu şizofren nöbetlerin dışa vurumu, tüm gücümle herşeye ama herşeye bağırarak küfretmek oluyor, belkide saçma! kesinlikle saçma… Ama harcadığım efor sonrasındaki dinginlik ve devamındaki ölüm sessizliği süper ve iyi geliyor. (Devamını okuyun…)


Bilinçaltı serzenişleri 5

Kadavra hissizliğimi bağışla, inan şaşıramıyorum artık, ötenazi düşleri gören ve ölümüne hayran sınırda kişiliğimi bağışla. Çok sık içiyorum babamın Erdek’ten kaçak tütünle sarıp gönderdiği sigaralardan, sürekli içimde zehirli bir duman diğer zehirlerle sarmaş dolaş dolaşıyor.

Bir tek yağmurdan vazgeçemem, bir gün cesetimi gömersem, yağmuru; toprağın yağmura olan hasretiyle özlerim. En iyi şeyleri hep yağmurun şahitliğinde yaşadım, yağmur iklimime ne zaman uğrasa, en dişi damlalarını ağız tadıyla ıslanayım diye ve en iyi şeyler ummadığım zamanlarda olsun diye tesadüfler üretir yağar başıma… (Devamını okuyun…)


Bilinçaltı serzenişleri 4

Kronik aşk yetmezliğinden muzdariptim, fazla zamanım yoktu, muhtemelen beş şiir sonra ölecektim. İda dağından kaçıp Olympos’a gitmek ölümsüz olmak için tek çözümdü, öyle yaptım! sundum şiirlerimi Olympos’un yüce tanrısı Zeus’a.

Gülümsedi…
Şairliğime bağışlamıştı cüretimi mitolojik tanrıların üstün yöneticisi çapkın Zeus.

O bilirdi; şairler ağlak, sümüklü ve ota boka duygu yapan iyi adamlardı, yoksa yoksa göklerin ve yağmuların tanrısı, bulutları bir araya getiren kudret, kendisini kızdıranları, yeminini bozanları ve yalan söyleyenleri fırlattığı şimşeklerle cezalandırırdı. (Devamını okuyun…)


Bilinçaltı serzenişleri 3

Kahve içmek için gözüme kestirdiğim ama pis olan fincanı yıkamak isterken; “az kaldı şu fincan bitsinde öyle dökerim sigaramın külünü” derken ve külü dökecek güvenli bir nokta ararken halıya düşen külün bünyemde yarattığı sinirle başladı herşey…

O sinirle dezenfekte edipte dağarcıklarımda sakladığım küfürleri çıkardım yerlerinden olanca pervasızlığıyla savurdum, sonra halıya düşen külün beni bu kadar sinirlendirmesinin çokta mantıklı bir hal olmadığına kanaat getirdim ve indim derinlerime (tam burada indim derelerine bilmem nerelerine şeklinde ıyyy dedirten bir cümle kurgusu yapmamak için kendimi zor tutum, zira cuk oturabilirdi) saçmalayabilme potansiyelimin aslında yaşadıklarımın izdüşümü olduğunu düşündüm, yani örneklersek; üstünde dumanı tüten kahveden küçük bir yudum almak varken, koca bir yudum alma çabası sonucunda yanan dilin gün boyu acısını çekmek gibi salakça bir durum, o dil acısını yaşayanlar bilir, bolca soğuk su içsenizde acının geçmesi en az bir gündür. Görüldüğü üzere hayatla ilgili bir örneklemeyi kahveden yanan bir dilin acısına bağlayabilen zekamı kutluyorum, fazlası beklenmezdi. (Devamını okuyun…)


12
  • Yazarlar

  • Sponsor

    Turhost
  • Reklam

  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Reklam

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Son yorumlar

    Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Değişim Profesyoneli - Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... Website Content Protection

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.


    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz