arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
Elif’in Güncesi | Bay Gri - bölüm 4

Elif’in Güncesi

Hönk

Masamda oturmuş daha önce randevu verdiğimiz ultrason hastamızı güler yüzle karşılamak için bekliyorum. Yaklaşık 65 yaşında pembe güneş gözlükleri olan hastamız yanında biri sarışın, diğeri kızıl iki güzel kızla servise gelip randevusu olduğunu hatırlattıktan sonra, çok bekleyip beklemeyeceğini sordu bana. Sizi biraz bekleteceğiz cevabını aldıktan sonra “Tamam şekerim” dedi ve bekleme salonundaki koltuklardan birisine oturdu. Bir tarafında sarışın, diğer tarafında kızıl hatun olan amca halinden son derece memnun keyifle randevu saatini beklemeye başladı. 

Onlara baktıkça içimden “yahu ne güzel dedelerini yalnız bırakmamışlar. Aferin kızlara” diye geçirirken 65 yaşlarındaki amcamız kızların ellerini tutup bana baktıktan sonra “şekerlerim bunlar benim, şekerlerim” dedi. “Maşallah ne güzel aranız, aman nazar değmesin size” dedim. Sonra sarı şeker ayağa kalkıp amcaya “şekerim biz gidelim akşam mesaj at bana tamam mı? Daha şimdiden, gitmeden özledim seni!” dedi. Kızıl saçlı kızımız ise “akşam çılgınca bir şeyler yapalım ara bizi” dedi ve amcayı çalıştığım servisin ortasında dudağının kenarından öpüverdi. Sonrasında ise amca da bunları öpüverdi :) (Devamını okuyun…)


Gitme telaşı vardı bu aşkta

Şöyle bir bakıyorum da yaşadığımız hayata her şey gelip geçiyor… Benim için sen, senin için ben gelip geçiyorum yavaş yavaş… Hayatımızdaki herhangi birisinden bir farkımız kalmaksızın, biz olmaktan çıkıp; sadece ben ve sadece sen olarak kalıyoruz eskiden bir bütünken…

Herkes biraz gitme telaşında… Herkesin kapısının ardında her an çıkarılmaya hazır bir bavul… Kalmak için değil, gitmek için çalışıyor sanki bütün akıllar. Ne yapsa da terk etsem, ne yapsam da onun kalbinden gitsem diye soruyor huzursuz bir iç ses… Kurduğumuz hayaller sönük ve cılız kalıyor, isteyerek yaşadığımız acıların yanında. Ve işin garip tarafı biz bu acıyı, bize bilerek yaşatıyoruz aslında.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

(Devamını okuyun…)


Ve Kadın Mükemmel Erkeği Yarattı

Bir adam seversiniz, onu gözünüzde büyütür, odalardan aynalardan taşırır, pohpohlar, pışpışlarsınız, kendinizi esirgemeden içten bir şekilde karşılıksız sever, onu dünyanızın merkezi ilan eder geri kalan her şeyi ayrıntı kabul edersiniz.

Adam enteresan bir şekilde “ben neymişim yahu” diye ilk başlarda gördüğü bu yoğun ilgiye şaşırırken, ilişkinin ilerleyen zamanlarında burnundan kıl aldırmayacak kadar kibirli, megaloman ve bir o kadar da egoist olmuştur. İlk zamanlarda “ben ne kadar şanslı bir adamım” diye düşünürken kafasına saksı düşmüş sonrasında ise hafızası silinmiş gibi davranıp “Ya aslında düşünüyorum da, tamam iyi kız, hoş kız ama ben bu kıza fazlayım ya.” triplerine girip ikame edilebilir mallar arasına koyuverir sizi. (Devamını okuyun…)


Geldim ve Sadece Bekledim

Kurmaya bile cesaret edemediğim, seninle ilgili hayallerim var benim. Yüzümde oluşan yarı tatminkar bir gülüş eşliğinde ben yine seni her halinle seven hallerdeyim… Biraz kızgınlık, biraz kırgınlık belki biraz da vefasızlık taşıyor şimdilerde kalbim.

Gözlerim ister istemez hala seni arıyor geçtiğimiz yerlerde. Geçenlerde seninle bin küfür eşliğinde, gırgır şamata hallerinde maç izlediğimiz yere gittim. Cam kenarında bir masa seçip uzun uzun pencerede baharın müjdecisi olan yeşillikleri seyrettim. Bir fincan çay içtim ikimizin yerine, sonra biraz da yüreğimde demlendim… Biraz bekledim seni… Belki karşılaşırız, belki geçen bunca zamanın acısını bir anda çıkartırız diye… Bekledim, bekledim sadece bekledim… Gözlerimden iki damla yaş süzüldü, elimi kalbime götürdüm… Gelmedin… (Devamını okuyun…)


Bitmesi gerektiğinde, gitmesini de biliyor kalp…

Unutmaya çalıştıkça dünüm, tıpkı bir tokat gibi iniyor yüzüme her gece… Ve her gece bir kez daha sen oluyorum ben, senin benliğinde kendimden geçercesine… Silmek, sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi davranmaksa eğer; bu benim hayatta yaptığım en büyük aptallık olsa gerek…

Sen şimdi beni bırakıp gidiyorsun ya yine; derinden ve sessizce… Hani ben duruyorum ya gözümden süzülen iki damla yaşla bıraktığın yerde öylece… Düşünüyorum da “işte en ağırı, en kötüsü bu” diyorum… “Dahası yok” diyor içimdeki sen… “Dahası çok” diyor içimdeki ben… (Devamını okuyun…)


Ben yarattım; sen takibini yap ya kulum

Düşünüyorum, taşınıyorum gerçekten bütün içtenliğimle anlamaya çalışıyorum; şu kadın milleti neden bir erkeğin esaretinde yaşamayı sever? Neden kendi ayakları üzerinde durmak varken, birine tutunmak ister? Neden erkeği ona herhangi bir şeyi “yapma” dediğinde yapmaz, “yap” dediğinde ise ona itaat eder? Kendi düşünemez mi? Düşünmek mi istemez? Ya da düşünce sistemi mi çöker hayatına bir adam girince? Ve asıl soru şu; bir kadın neden bir dediğini iki etmediği erkeğine karşı itaat ederken bu denli haz alır?

Sevdiği için mi? Peki sevgi denilen şey bu kadar kuvvetli mi? İnsanı kendinden geçirecek, inandığı değerlerden vazgeçirecek kadar etkili bir şey mi? Peki ya sevgi azaldığında ne olacak? Tahammül sınırları zorlanıp, sabırlar tükendiğinde, beslenen aşkın eskisi kadar kuvvetli olmadığı görüldüğünde? Yani sonuç itibariyle her şey bittiğinde ne olacak? O kadın akvaryumdan çıkartılıp, denize atılmış bir balık gibi hissetmeyecek mi kendisini? (Devamını okuyun…)


  • Yazarlar

  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Koçluk ((-_-)) Eğitim Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... Website Content Protection

    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.