arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
Elif’in Güncesi | Bay Gri - bölüm 8

Elif’in Güncesi

Sadece gülümse…

Düşlerle düşünceler bir olmayınca, içten gelen tutarsızlıklar sahipsiz bir kalpte yerini bulunca, bedel olarak hayal kırıklığının en büyüğünü yaşıyor belki de insan… Biraz ona inat, biraz da yaşananlara; sen dursan da dönmeye devam ediyor dünya…

Bazen her ne kadar olanı biteni sorgulasan da, temize çekip yeni bir sayfa açmaya çalışsan da ardında bıraktığın gibi durmuyor hiçbir şey… Dünya dönüyor,zaman hızla akıp geçiyor… Dünya dönüyor, insanlar değişiyor ya da insanlar büyüyor…

Geriye dönüp baktığında, huzurla gülümseyebiliyorsan ardında bıraktıklarına işte o zaman doğru yoldasın demektir. Sen yaşadığın her şeye inat ne olursa olsun sadece gülümse… Hem de öyle bir gülümse ki hayata Sezen’in de dediği gibi tüm bulutlar gitsin… (Devamını okuyun…)


Talihsiz yılan, silikona denk gelirse

Her zaman derler iyi bir haber dikkat çekmeli, karşıdan bakıldığında diğer manşetlerin yanında fark yaratmalıdır diye. Hani duymuşsunuzdur; adamı köpek ısırdı yerine, adam köpeği ısırdı hesabı. E vallahi kim demişse boşuna dememiş bunca lafı. Bu gece haber manşetlerine göz atıyordum ki o da nesi dedim kendi kendime.

“silikonları yılanı öldürdü” başlığı altındaki haber bir ton haberin içerisinde dikkatimi çekmeyi başardı. Olay ise şöyle gelişiyor; İsrailli manken bir fotoğraf çekiminde kullanılmak üzere satın alınan yılanı eline alıp erotik pozlar vermeye başlamış. İşte tam da bu sırada yılan, İsrailli mankeni özene bezene yaptırdığı silikonlu göğüslerinden “ham” diye ısırıvermiş. (Devamını okuyun…)


Dudaklarımdan kalbime düşsün diye

Farkındayım; çok değiştim… Eskisi gibi değilim artık… Daha güçlü ama bunun yanında daha yalnızım… Kalben mutlu gibiyim ama içime baktığımda bir yanım biliyorum ki hep eksik… Ağlamıyorum artık daha çok gülüp geçiyorum olup bitenler karşısında. Çok ciddiye almıyorum hayatı biraz deliliğe vuruyorum, birazcık da şakaya.

Başımı koyup yaslandığım omuzların aslında birer yalan olduğunu, verilen sözlerin tutulmadığını, seni seviyorumların altında ise acabalar taşıyan bakışları gördüğüm günden beri ben tek başıma dimdik durmaya çalışıyorum… Ve kimseyi çok sevemiyorum artık… Çünkü biliyorum ki çok sevmediğim, daha doğrusu çok sevip belli etmediğim zamanlarda, ben hep daha değerliydim… Ne zaman çok sevdim, işte ben o zaman kaybettim… Haksız yenilgilere şahit oldu benim yüreğim… Haketmeden çok incitildim… (Devamını okuyun…)


Japonlar yapmış abi…

İnsan ister istemez soruyor, sorguluyor Japonya da meydana gelen deprem ya Türkiye’de olsaydı ne olurdu diye. Herhalde yok olurduk, toz olurduk, bulut falan olur gökyüzüne kuş misali karışırdık… Ne kadar tuhaf değil mi Japonyadaki depremde dünya ekseni 10 cm kaydı ama gelin görün ki Japonya’da bir tane bina çökmedi. Neden mi? Adamlar bu işi iyi biliyor hanımlar beyler…

Deprem doğal bir felaket bunun inciğini cinciğini anlatmama gerek yok zaten hepimizin bildiği şeyler. Önemli olan sen bu bildiğin şeyin karşısında ne kadar güçlüsün ondan haber ver! Binaların ne kadar güvenilir ve ne kadar sağlam… Haberlerde izlemişsinizdir Japonya’da insanlar devlet binalarına sığındılar. Neden mi? Çünkü binalar güvenilir ve sağlam. Peki ya bizde durum ne? Bizde durum aynen şöyle binaların sağının solunun çatlaması için deprem olmasına bile gerek yok. Akışına bırak bina nasılsa yapıldıktan bir süre sonra kendiliğinden patlak veriyor. (Devamını okuyun…)


Pazar Delilikleri

Uyandığımda yüzümde kocaman huzurlu bir gülümseme… Nasıl da güzel şey; beni dürten başucumdaki saat, cep telefonumun alarmı ya da dünya tatlısı annemin sesi olmadan uyanmak. Gözlerimi açtığımda “oh be bugün Pazar, bahçede bostan yan gel yat osman” dedim kendime.

Neyse ki evli, mutlu, çocuklu kadınlardan değilim ben. Valla Allah hepsine kolaylık versin. Ne zor işmiş meğerse hem çalışıp, hem evli üzerine bir de çocuklu olmak. Dün iş yerinde arkadaşlarla konuşuyoruz. İçlerinden bir tanesi söylüyor “eve gidince çocukların banyolarını yaptırayım, ütüler de birikti, alışverişe çıkmam da lazım evde doğru düzgün bir şey kalmadı, kuaföre gitmem gerek ama neyse artık o önümüzdeki haftaya kalsın malum vakit yok. Pazar günü de evi temizlerim Pazartesi zaten iş…” diye. (Devamını okuyun…)


Gölcük’te Göçtük!

17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi… Asla unutamadığımız ve asla unutmayacağımız bir tarih… Bazılarımız yakınlarını kaybetti bu büyük felakette, bazılarımızsa tanımadığı insanlar için durmadan gözyaşı döküp, dualar etti… Şimdilerde hepimizin kalbinden aynı temenni geçiyor “Allah daha beterini göstermesin” diye…

Depremin üzerinden çok uzun zaman geçti. Yaralar sarılmaya çalışıldı ama bütün yaralar yarı açık yarı kapalı kaldı… Bazı görüntüler var ki hiç unutulmuyor… Mesela ben enkaz altında kalmış boynu omuzuna değen o güzel kızı çok net bir şekilde hatırlıyorum. Sonra elinde ekmek göz yaşı döken o dedeyi… Ya da evladına sarılıp uyansın diye uğraşan o anneyi… Farkında olmadan nasıl benimsemiş nasıl da sahiplenmişim o yürekleri… (Devamını okuyun…)


  • Yazarlar

  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Koçluk ((-_-)) Eğitim Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... Website Content Protection

    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.