arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
Fragmental Yazılar | Bay Gri

Fragmental Yazılar

“İçine tükürülen” sanatın “müstehcen” ve “ucubeleri”

Nerde kalmıştık?”, Süleyman Demirel’in 12 Eylül’den sonra yasağı kalkınca yaptığı konuşmalardan birine başlama cümlesidir. Herhangi bir sorun ya da engelden ötürü ara verilen ya da verilmek zorunda kalınan bir durumun, kaldığı yerden, aynen devam edeceğinin anlatan bu cümle, bir zamandır kafamda yankılanıp duruyordu. Açıkçası bu yankının nedenini, kaynağını bulamamak da günbegün can sıkar olmuştu. Ta ki düne kadar… Gece, Mehmet Ali Birand’ın 9 bölümden oluşan 12 Eylül belgeselinin ilk bölümünün sonlarında, günlerimin neden “Nerede kalmıştık?”lı cümlelerle geçtiğinin yanıtına rastlayıverdim. Meğer belleğim, geçen yıl izlediğim bu belgeselin kimi bölümleriyle, bugünlerde yaşıyor olduğumuz olaylar arasında, sırdan bir köprü kurmuş. Bununla da kalmamış benim köprüden geçip bu sırra varmamı engelleyerek, eğlenmiş de benimle.

Ne miydi o sır? (Devamını okuyun…)


Bu mesken başka mesken

“Hayat futbola fena halde benzer. Futbol şahsi beceri gerektirir ama aslında topuğa oynanan, yani insanların bir takım halinde oynadıkları bir oyundur. Hayat da öyle değil mi? İstediğin kadar yetenekli ol, iyi bir takımın yoksa kaybedersin. Evet… Kaybedersin.”

Yeni Sinemacılar’ın üçüncü uzun metrajlı filmi olan Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, usta oyuncu Savaş Dinçel’in bu cümleleriyle başlıyor. Kimi kafasını masaya koymuş, kimi omzunun üzerinde zar zor tutan Esnafsporlu oyuncuların karşılıklı oturdukları uzun rakı masasında; sigarasını yakıp, söyle bir etrafını süzdükten sonra bu kısa konuşmasını yapan Hacı lakaplı Dinçer, takımın çalıştırıcısıdır. Bursa’nın kenar mahallelerinden birinde, 1982 tarihinde geçen bu film aslında Hacı’nın söylediğinden de çıkartılacağı gibi, bir futbol filmi olmanın çok ötesindedir. (Devamını okuyun…)


Hayat futbola ne kadar benzer?

“Ne sağcıyım ne solcu. Futbolcuyum futbolcu” cümlesinin elbette ne zaman dilimizde dolanmaya ve kulaklarımıza çalınmaya başladığı üzerine düşünmeye başlarsak, bulacağımız tarih bizi hiç de yanıltmaz: 1980…

Aziz Nesin’in Gol Kralı adlı eseriyle hayatımızda yer etmeye bulmaya başlayan bu tanımlama, özellikle Türkiye’nin bir kırılma yaşadığı ’80 darbesinden sonra anlamını daha bir bulmaya ve egemen anlayışın sesine ses olmaya başladı. O günden bugüne, kâğıda damlayan bir mürekkep gibi dağılan ve bizi sarıp sarmalayan bu anlayış, sadece futbolla da sınırlı kalmadı. Kendi yaşamımdan vereceğim şu küçük örnek bile bu saptamamı nitelemeye yeter: Ben ‘90’lı yılların ortasında İstanbul Üniversitesi’nde öğrenciyken, üniversiteliler sindirilmeye ve susturulmaya karşı örgütlenmenin ve direnmenin bilincini en açık şekilde sergiliyorlardı. ‘Yılmayacağız!” diye haykırmanın en yüksek telden çıktığı dönemlerde; ezilmişliği, ötekileştirilmişliği, yok sayılmışlığı en acı şekliyle yaşamış olan anne bile bana, bu sözün başka bir uyarlamasını öğüt olarak vermişti: “Oğlum bak karışma olaylara e mi, sen talebesin, nene lâzım senin sağ-sol, dersine gir gel, tamam mı?” Ben bir futbolcu değildim, ne meşin yuvarlağın peşinde koşuyordum, ne de üç direğin arasına şut çekiyordum, ama ben de istesem de istemesem de aynı anlayışın seline kapılmıştım bile. O halde “ne sağcıydım ne soldu, okulluydum okullu!” (Devamını okuyun…)


Faşistler ve Kefereler

Malum, bazen düşmanı da kendimiz yaratırız, taarruzda da kendimizi süngüleriz biz!

Bunun örnekleri son birkaç ay içerisinde iki önemli örnekle gördük; bir şeyleri haklı ve yerinde değerlendirmenin, tutumunu ortaya koymanın ipi biraz kaçınca, bir de baktık bir link kültürü hortlayıvermiş. Herkes kılıcının kınından çekmiş, gözünü kapatarak sağa solla sallıyor, ne acıdır ki bu kılıcın kendi etini kestiğini fark edemeyen kişilerin sayısı da hiç de az değil. (Devamını okuyun…)


Neymiş Bu Fragmental?

Aslında böyle bir yazı türünün varlığından bile bihaberdim, ta ki Murathan Mungan’ın Metis Yayınlar’ından çıkan 227 sayfa adlı kitabını okuyana kadar… Kitap kolay okunan, okuyana keyif ve yazanı daha yakından tanıma imkânı veren, kısa kısa metinlerden oluşuyordu. Bu metinlerde edebiyattan sinemaya, müzikten popüler kültüre, tarihten fotoğrafa, geniş bir yelpazeyi kapsıyor; insanda, bir yandan okurken bir yandan da not alma, ilginç bir konuyu daha derinlemesine araştırma isteği uyandırıyordu.

Kitabın 55. sayfasındaki Fragmanlar ve 227 Sayfa başlıklı yazıda Mungan, hem kitaba başlama sürecine hem de metinlerin niteliğine ilişkin bilgi verirken şu cümleleri kuruyordu: “Batılıların “fragmental” dedikleri, bazen bir, bazen birkaç paragraftan oluşan kısa yazı türünün, benim gibi çok çeşitli konulara ilgi duyan, merakları zengin, yaşama iştahı yüksek biri için nasıl uygun bir olanak olduğunu keşfetmem biraz zaman aldı.” (Devamını okuyun…)


  • Yazarlar

  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Koçluk ((-_-)) Eğitim Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... Website Content Protection

    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.