arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
Gaf-let | Bay Gri

Gaf-let

Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Amuda kalkıp işemek

dilini bilmediğim bir karmaşa ve adını koyamadığım bir yabancılık bu. birkaç ana haber bültenini havaya uçurup trajedi olmalıyım. tüm radyolarda gün boyu tanju okan çalmalı, içimde dört dönen kuduz köpeği beslemeliyim küçük iskender şiirleriyle. “barbar conan’ın vahşi kılıcı”nı tam macera bulmuşken okumalıyım.

içki sofralarında; “… sonra mı? sonrası yok güzel abicim; o parayı sevdi gitti evlendi bi kredi kartıyla. ben onu sevmiştim hala insanım.” geyiği yapmalıyım.

“çok şey istemedim biraz mathilda may gülüşü yeterliydi (Devamını okuyun…)


Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Rezerve (+18)

Hergün şehrin iki farklı yüzünü görüyorum. Gece şehrin banliyösünde yaralı yüzüne uzanarak uyumaya çalışıyorum. Sabah oluyor, hani olmuyor da  zorluyoruz geceyle birlikte olsun diye. Sabah ta kalkıp şehrin yavşak gülü-çükler dağıtan yüzünde, muhteşem sahte tebessümlerle  yaşam kaygısının ne yazık ki tek amacı olan, oldurulan, mecbur bırakılan para denilen orospunun peşinden koşturuyorum.

Robotum sanki aq, s.keyim faturasını, kirasını bilmem neyini… oğlum zaten en fazla altmış sene yaşarım şansım varsa. İçimden geçen ve bana yakışan kırk beştir ama en fazla altmış olur diye düşünüyorum. Fazla bırakmaz tanrı beni buralarda kıyamaz bana. Bu altmış seneyi de böyle boktan şeylerle dolduruyorum.   (Devamını okuyun…)


Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Sobe

Hayata sobelenmiş ve her fırsatta kızgın lavlarla yoğrulan düşüncelerim, dudak bükülen yargılardan sıyrılıp, tüm zehriyle ve de tüm hançerleriyle steril yerleşim bölgelerime gayri nizami soru işaretleri bırakıp kaçıyor.

Gerizekâlı dünya serüvenini beyin kıvrımlarımdaki cam kenarı koltuktan izleyip, normal bir insan a y k ü s ü y l e süzgeçten geçirip, hiç bir işe yaramayacağını bildiğim halde üstüne düşünüyorum. Sağır kalabilmek mümkün değil, ucundan köşesinden lağım sıçrıyor üstüme, isteyerek veya zorunlu belki de boğulmak korkusu ile modifiye edilmiş hayatların sakıncalı nefesine eşlik ediyorum.

Uzun uzun ve yoğunluklu depresif nöbetlerin dışa vurumu, tüm gücümle herşeye ama herşeye bağırarak küfretmek oluyor, belkide saçma! kesinlikle saçma… Ama harcadığım efor sonrasındaki dinginlik ve devamındaki ölüm sessizliği süper ve iyi geliyor. Kadavra hissizliğine bürünüp, ötenazi düşleri gören ve ölümüne hayran sınırda bir kişilik oluyorum.  Görüldüğü üzere en büyük saçma benim. (Devamını okuyun…)


Cengiz Aydın Gafletle Sunar: İsyan Dükkanı

Gece yaralarına kabuk bağlarken uyuşuyorum, içtiğim sigaranın etkisiyle ve her bağlanmış kabuğun ardından tiksiniyorum etimden. Gri kokuyorum ben; çırağın ensesindeki tokat, puştlukları sırtında  saklayan şehir, öpüşmeye gidilen sinemadaki filmin önemi olmayan konusu, sokakta savrulan gazetenin yırtılmamış son parçasını çömelip okuyan işçinin ev kirası, iş dönüşü belediye otobüsüne tıka basa doluşan insanların ayakta kalmışlığı, siyahın üstünde yakalanan beyazın piç doğan oğlu gibi…

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

İçimden kavimler göçüyor yeni tarihlere ve ben öpüşünün kekremsi tadını develere yüklüyorum peşim sıra…  Biliyorum; çığlığın eteğindeki tüm taşların hedefiyim.  Biliyorum; ruhumda büyüttüğüm psikodinamik cenin bir hayvan olup doğunca avcuma ve giyince üstüne beni;  pimi gırtlağıma takılmış ayaklı bomba olurum ve öksürsem elimde patlarım, üstünüz başınız nefret kokar. Ve hiçbir yoğun bakım odası kabul etmez kokunuzu. Sarılırsınız iliklerinize, birbirinizi sütü bozuk göğüslerle emzirip “iyiyiz biz“ dersiniz “iyiyiz…”   (Devamını okuyun…)


Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Boncuk

Çocukluğum; güneşi yapraklarında terleten fındık dallarının arasında geçti. O Ağustos sıcağında fındık toplarken; zamansız ılık rüzgarlar eserdi, ansızın esen o rüzgar bir mola gibiydi yorgun bedenlere. Ve ben o rüzgarın kollarına kendimi bıraktığımda yüzüm samimi bir gülüşe ev sahipliği yapardı. Benim bu hallerimi gözlemleyen annem; “cengiz yine b.kunda boncuk buldu” diyerek gülüşüme ortak olurdu.

Ah be annem; ben o’günlerden sonra b.kumda hiç boncuk bulamadım. Hayatın yanlış yere konmuş virgülü gibiyim, anlamı bozuyorum. Bitimsiz aşka açken, yalanın göbeğinde doyuyorum. Ve artık bırakıyorum umut etmeyi, mücadeleyi, iyiye yormayı. Tek kişilik orkestrasıyım bitişlerin, her gidişe; ayrı cenaze marşı çalıyorum… (Devamını okuyun…)


Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Solucanlar

Yüksek sesle çatırdıyor; göğüs kafesinden duygularını iyiye taşıyan tekne. Fazla ağlama su alıyoruz, batıyoruz. Ellerini çek dilimden, şimdi susarsam ölürüm ve ben ölürsem cesedimi teşhis edecek, iyi ölüden anlayan insan yok.

Gülüşünün ağaçlara bayram elbisesi diktiği o öğlen üstü, üstümde senden başka bir şey yoktu, biliyordun… Bile bile ağaçlara güldün, üşüdüm…  (Devamını okuyun…)


Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Yabancı Şehrin Tanıdık Hüznü

Kolay değil, bilmediğin duraklardan bindiğin otobüslerin camına kafanı yaslarken; huzuru düşünmek. Ve hiç kolay değil sırtında onlarca dua ve onlarca beddua varken; gecesini bilmediğin bir şehrin sabahına mutlu uyanmak. Sanki; tüm şehir seni yargılamak için açığını arıyor, kendini bıkmadan usanmadan anlat dur… Sanki seni içine sığdıramıyor ve sanki şehir seni her gece yarısı büyük bir gürültüyle kusuyor. Garip, çok garip bir duygu…

Yıllar önce İstanbul’a kızdığım bir dönemde, aşağıdaki isyan satırlarını yazmıştım; (Devamını okuyun…)


Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Çıplak Kafalı Adam

Yıllar geçmiş… Kendisine dikilen elbise çoktan daralmış, hayattan yediği ve atamadığı kazıkların bileşkesinden doğan saf profil, o elbiseye artık sığmıyor. Düş ağrısı, iç ağrısı, ağır ve tehlikeli gece mesaileri, küflü yanılgılar, kırık hayaller çok yer kaplıyor ve hala kendi kanıyla sevişiyor.

Aslında… aslında var ya ne kadar rezil olursak o kadar iyi, her rezil oluş kurtarılmış bir bölgenin halka arzı gibi, bir adım daha kendinsin, bir adım daha kaybedecek hiç birşeyi olmanın özgürlüğüsün. Ha sahafta karşına çıkan naftalin kokulu bilmem kaç senelik az basılmış ama çok satmamış bir roman, ha ben… ikisi de aynı. İkisi de birbirinin uçurum kenarı, ikisi de birbirine umut-suzluk, ikisi de birşeyleri çoktan ıskalamış.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

(Devamını okuyun…)


12
  • Yazarlar

  • Sponsor

    Turhost
  • Reklam

  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Reklam

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Son yorumlar

    Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Değişim Profesyoneli - Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... Website Content Protection

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.


    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz