Gece yaralarına kabuk bağlarken uyuşuyorum, içtiğim sigaranın etkisiyle ve her bağlanmış kabuğun ardından tiksiniyorum etimden. Gri kokuyorum ben; çırağın ensesindeki tokat, puştlukları sırtında saklayan şehir, öpüşmeye gidilen sinemadaki filmin önemi olmayan konusu, sokakta savrulan gazetenin yırtılmamış son parçasını çömelip okuyan işçinin ev kirası, iş dönüşü belediye otobüsüne tıka basa doluşan insanların ayakta kalmışlığı, siyahın üstünde yakalanan beyazın piç doğan oğlu gibi…
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
İçimden kavimler göçüyor yeni tarihlere ve ben öpüşünün kekremsi tadını develere yüklüyorum peşim sıra… Biliyorum; çığlığın eteğindeki tüm taşların hedefiyim. Biliyorum; ruhumda büyüttüğüm psikodinamik cenin bir hayvan olup doğunca avcuma ve giyince üstüne beni; pimi gırtlağıma takılmış ayaklı bomba olurum ve öksürsem elimde patlarım, üstünüz başınız nefret kokar. Ve hiçbir yoğun bakım odası kabul etmez kokunuzu. Sarılırsınız iliklerinize, birbirinizi sütü bozuk göğüslerle emzirip “iyiyiz biz“ dersiniz “iyiyiz…” (Devamını okuyun…)










Son yorumlar