arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
Hayatın Izleri | Bay Gri - bölüm 2

Hayatın izleri

Bir zamanların Anadolu’sunda kadın olmak -5 (Öykü/Son)

Kaynı bu mesajların geleceğini az çok tahmin ediyordu da bu kadar erken geleceğini tahmin edememişti. Bir gün Hamiyet’i bir kenara çekti. Bak dedi”  ölenle ölünmüyor, yaşam devam ediyor. Seninle ilgili kulağıma söylentiler daha şimdiden gelmeye başladı. Yani taliplerin bir hayli fazla… Sen ne düşünüyorsun bilemiyorum ama eğer evlenip gidersen sorun olmaz. Yok, ben tek başıma burada yaşamaya devam ederim diyorsan bak ben karışmam, biri gelir seni alır, götürmek ister, sonra ben dayanamam işin içine girerim, olay çıkar maazallah kötü şeyler olabilir. Benim başımı belaya sokma! Yani bu hususta benden sana bir destek yok, uğraşamam onlarla, adamların zaten gözleri dönmüş, karı diye karı oluyorlar!” dedi.

İşte Hamiyet’in kestiremediği yaşamı şimdi önüne çıkmıştı! Kocası yanındayken başka köyden gelin gelmenin zorluğunu hiç yaşamamıştı. Kocası ölünce, öküz öldü ortaklık bitti misali koca tarafı desteğini hemen kesmişti. Kendi akrabaları ise uzaktaydı.  Anne, baba, dayı, amca, kardeşler… Yani yalnız başına yaşar iken bir sıkıntısı olduğunda hemen destek alabileceği, ona kol kanat gerecek olan kimseler yoktu yanında, yakınında. (Devamını okuyun…)


Bir zamanların Anadolu’sunda kadın olmak – 4 (Öykü)

Hamiyet kuması vefat edince suçluluk hissedip üzülse de aslında o gittikten sonra rahatlamıştı. Çünkü yeni bir dönem başlamıştı hayatında. Kavgasız, gürültüsüz ilk defa” işte ben şimdi evlendim “diyebildiği yeni bir dönem. Doğacağını umdukları çocukları işte bu yeni dönemlerinde bir hediye gibi olacaktı onlara.   Ama aynı Muhlise de olduğu gibi günler, aylar, yıllar bir bir geçiyor oda bir çocuk veremiyordu kocasına. Ah mı almışlardı, yoksa” etme bulma dünyası” mı tezahür ediyordu. Tam olarak bilemediler. Lakin azıcık akıllarının ucundan geçmiş olsa bile yine de bu durumu şerre yormadılar, yormak istemediler.

Bu sefer, hocaya da gitmediler. İlçede her türlü rahatsızlığa bakan bir doktora göründüler. Doktor bilebildiği kadarıyla” bir sıkıntı gözükmüyor, siz yolunuza devam edin, yaradan verirse olur umudunuzu kaybetmeyin” dedi.

Az da olsa o ümit bir süre daha devam etti. Sonunda ikisi de kabullendiler. Çocukları olmayacaktı. Rıza itiraf edemese de problemin kendisinde olduğunu anladı. Biraz içine kapandı. Eski eşi aklına düştüğünde ona yaptığı haksızlık vicdanını sızlatsa da kimseyle bunu paylaşamadı. Yüreğinin bir köşesinde ince bir sızı olarak kaldı. Hamiyet ise bu durumu yüzüne hiç vurmadı. Birbirlerine daha sıkı sarılarak hayatlarına devam ettiler. (Devamını okuyun…)


Bir zamanların Anadolu’sunda kadın olmak -3 (Öykü)

Rızaların köyüne uzak bir yerde yaşayan Hamiyet’in evlilik vakti gelip geçmiş olmasına rağmen henüz daha evlenememişti. Birçok talibi çıkmış fakat kimini o istememiş kimini ise ailesi. Bu sefer talipleri arasına Rıza da girmişti. Ailesi bu izdivaca başta soğuk baksa da aracıların araya girmesiyle özellikle baba ikna edilip oluru alındıktan sonra Hamiyet telli duvaklı bir düğünle Rıza ile evlendi.

Başlangıçta her şey yolunda gidiyordu. İki kuma dışarıdan bakıldığında anlaşıyor gibi gözüküyordu. Ama Muhlise’nin yalnız yattığı gecelerde içinde fırtınalar kopuyor, ne yapsa etse de içindeki bu fırtınalar dinmiyordu bir türlü. Nasıl dinebilecekti ki?  Hem yalnızdı, hem de vücudunu saran kollar şimdi bir başkasını sarıyordu. Onun için geceler geçmek bilmiyor, sabahlar olmuyordu. Bitişik odada yatması ise işin tuzu biberiydi. Hamiyet ile kocasının cilvelerini duyuyor, içi içini yiyordu.Üstelik günler aylar geçmiş, kocası söz vermesine rağmen daha bir defa bile onun yatağında yatmamıştı. Bunda Hamiyetin rolü de olabilirdi. Zira Hamiyet ona göre gençti, diri idi. Belli ki kocasını şehvetin doruklarına çıkarıyor, kumasına meyil edecek takate fırsat bırakmıyordu. Hal böyle olunca, Muhlise’nin günden güne sinirleri bozulmaya başladı. Kumasıyla arasında en ufak bir kıvılcımda tartışma çıkıyor, kendini kontrol edemiyordu. Artık iş çığırından çıkmış, ciddi tartışmaların beraberinde, saç saca, başbaşa kavga eder olmuşlardı. (Devamını okuyun…)


Bir zamanların Anadolu’sunda kadın olmak -2 (Öykü)

Bir akşam yemeklerini yemişlerdi. Rıza yerde serili minderin üzerine oturmuş çayını yudumlarken mutfakta işi bitmek üzere olan karısına” hele bir yanıma gel bakayım” diye seslendi. Karısı“ ne oldu bir şey mi var “ dedi. Rıza “ Hayır öyle içimden geldi, gel sen hele bir gel, şöyle yanıma otur” dedi. Muhlise içinden “tövbe tövbe, ne oldu bu bizim adama böyle acaba” diyerek geldi kocasının dibine oturdu. Oturur oturmaz Rıza vücudunu hafifçe ona doğru döndürerek uzun kollarıyla sıkıca sarıldı karısına. Yanaklarına birde öpücük kondurdu. Onu hiç bırakmadı.  Bir süre öylece kaldılar… Muhlise şaşırmıştı! Uzun zamandır bu kadar sıcak davranmamıştı kocası. Bu sarılma Muhlise’nin hoşuna gitti. Tabiri caizse hemen bütün vidaları gevşedi. Rıza’nın bir süredir karısına açmayı düşündüğü, fakat bir türlü açamadığı fikri geldi aklına. İçinden tam sırası dedi ve başladı konuşmaya“ Bu halimiz ne olacak böyle Muhlisem, bak zaman geçiyor, yaşımız ilerliyor, daha da ilerde elden ayaktan düşünce ne yapacağız? Bir çocuğumuz olmadı. Sen doğuramadın. Eğer ki sesini çıkarmaz isen, ben en iyisi, bir daha evleneyim. Hem çocuğumuz olur sana da bana da bakar. Hem de soyumuz sopumuz devam eder. Ayrıca sen hiç canını sıkma. Ben yine seni boş bırakmam. Bir gece onunla yatarsam, ertesi gece senin yatağına gelirim.” Dedi.

“Bir daha evleneyim” sözünü duyunca Muhlise’nin başından aşağıya birden soğuk sular döküldü. Yüreğindeki o sıcaklığın yerini bir endişe ve telaş aldı. Rıza da bu endişe ve telaşın verdiği soğukluğu hissedince kolları birbirlerinin vücudundan yavaşça aşağı düştü. (Devamını okuyun…)


Bir zamanların Anadolu’sunda kadın olmak -1-(Öykü)

“Her evliliğin meyvesi çocuktur. Çocuğu olmayan çift meyvesiz ağaca benzer.“ Bu sözler, özellikle Anadolu’da konuşulur bilirde, ya çocuğumuz olmaz ise yinede yaşamımızı mutlu bir şekilde devam ettirebilir izi kimse sorgulamaz, düşünmek istemezdi nedense. O yüzden Anadolu da özellikle kadın olmak zordur… Sabır ister, azim ister, güçlü bir yürek ister, yetmez kocalar da illaki çocuk ister.

Muhlise ile Rıza evlendikten kısa bir süre sonra yaptırdıkları; İki odası, geniş holü ve küçücük pencereleri olan, duvarları ve tabanı kalın tahtalarla ile yapılmış, , yerden bir az yüksek şirin bir evde yaşarlardı. Mutluydular. Gönüllerince her şeyleri vardı. Tek eksikleri yeni evlerinde koşup oynayacak çocuklarıydı. (Devamını okuyun…)


Devlet üniversitesi mi? Yoksa vakıf üniversitesi mi?

Bilindiği üzere LYS sonuçları açıklandı. Bu günlerde öğrenci ve ailelerini bir tercih telaşı aldı. Gelen puana göre acaba il dışı mı yoksa il içinde bir vakıf üniversitesi mi tercih etsek diye eminim ki düşünüp, duruyorlardır. Çünkü geçen yıl bu zamanlar aynı telaşı bizde yaşamıştık.

Bence eğer öğrencinin puanı yaşadığı şehirdeki devlet üniversitesine yetmiyorsa, vakıf üniversitelerinin burslu kontenjanlarına veya tamamen ücretli bölüme yönel inebilinir. Çünkü bir hesap kitap yapıldığı zaman başka şehirdeki devlet üniversitesinde edeceği yeme içme barınma ve diğer masrafları, bulunduğu şehirdeki vakıf üniversitesinin bazı bölüm ücretine neredeyse denk geliyor. (Devamını okuyun…)


Sensiz hayat

Aylardan Temmuz
Hava sıcaktı
Sende yoktun
Çok bunaldım!
İşten döndüm
Biraz uykuya daldım
Kapım tıklanınca
Seni geldi sandım (Devamını okuyun…)


  • Reklam

  • Yazarlar

    Yazarlar Bileşeni tarafından sağlanmaktadır
  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Reklam

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Son yorumlar

    Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... - Website Content Protection

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.


    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz