arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
Hayatın Izleri | Bay Gri - bölüm 3

Hayatın izleri

Babalar ve Torunları

1970’li yıllar. Ben on bir on iki yaşlarındayım. Abim evlendi ve birde erkek çocukları oldu. Abiler ablalar bir arada yaşayan kalabalık bir aileydik. Herkes çok sevindi. Evimize daha önce pek uğramayan veya uğrasa bile hemen gelip geçmeyen farklı bir bahar gelmiş, babamın ve annemin yüzünde güller açmıştı.

Babam torunu ile türlü oyunlar oynuyor, onun her istediğini yerine getiriyor, küçücük yataklarında bile birlikte yatıyorlardı. Ben ise bu duruma şaşırıyor “koskoca adam çocukla nasılda çocuk oluyor” diyordum içimden. Ama bir taraftan da babamı öyle görmek hoşuma gidiyordu.  Bazen niye benimle de böyle ilgilenmiyor? Niye böyle oyunlar oynamıyor? Diye kendi kendime sorular soruyor, cevabını da yine kendi kendime, kendimce veriyordum.” O daha küçücük sabi, ben ise kocaman bir adamım. Beni de torunu yaşlarında iken böyle sevmiştir, oyunlar oynamıştır herhalde” diyor, hatırlamadığım o dönemimle kendi kendimi avutuyordum. Üstelik babam bazen ilginin dozunu kaçırdığı durumları hissettiğinde, kendini savunmak için olsa gerek ” torunlar cevizin içi, oğullar ise dışı gibidir” derdi. Ben ise bu sözü anlamaya çalışır ama anlayamazdım bir türlü! Hay Allah cevizin içi olmak varmış ama cevizin içi nasıl olunur acaba diye düşünür dururdum… (Devamını okuyun…)


Hasan hoca tatile çıkacaktı!

Bir tanıdığımız olan emekli öğretmen Hasan hoca aradı. Sağlık problemleri olduğunu ve bir hastanede tetkik yaptırdığını, doktorun ameliyat olman gerekir dediğini, bu yüzden tedirgin olduğunu ve birde benim çalıştığım hastanede tekrar muayene olmak istediğini söyledi. Bunun üzerine bende randevusunu aldım. Muayene ve endoskopik  işlemi yapıldı. Cerrahi müdahaleye gerek kalmadan rahatsızlığı giderildi. Yalnız patoloji sonucuna göre doktor, önce iki ay, sonra ise yılda bir defa kontrol amaçlı kolon tetkikinin yapılması gerektiğini söyledi. İki ay sonra ikinci işlemi yapıldı ve herhangi bir hastalık izine rastlanmadı.

Hasan hoca ilk muayeneden sonra kendince rahatsızlığını araştırmış ve bu yüzden kafası oldukça karışmıştı. Belli ki ilk muayene olduğu doktoru onu yeterince aydınlatamamıştı.Son işlemini yapan doktoru her şeyi açık açık anlatınca iyice rahatladı. Bunun üzerine bana teşekkür üstüne teşekkür etti. Bende “yahu Hasan hoca sağ ol da ben bir şey yapmadım ki her şeyi doktor hanım yaptı, seni o tedavi etti, ona teşekkür et “dedim. O da” olsun ben doktor hanıma da teşekkür ettim ama sen olmasan ben bu rahatsızlığımı bu kadar kolay atlatamazdım” dedi. Ayrıca ne zaman emekli oluyorsun? Sakın olma ha dedi. Niye ? Dedim.  ”Ben şöyle iyice bir iyileşeyim ondan sonra ol”  diyerek şaka yaptı. Bende” tamam hocam “dedim aramızda gülüştük. (Devamını okuyun…)


Yılan

Çocukluğumun geçtiği köyümün çamurlu su kanallarında temmuz sıcağında yüzer serinlerdik.O sıcağı çok seven yılanlar, sıcaktan aldıkları güç ile olsa gerek tam da bu zamanlarda karınlarını doyurmak için kurbağa avına çıkarlardı.

Bu avlanma doğanın kanunu gereği olsa bile, yılanların ağzındaki kurbağanın yavaş yavaş yutulur iken çıkardığı inim inim inleyen acı sesi, bizim çocuk yüreğimizi sızlatır, o sese içimiz hiç dayanmazdı.Bizde yılanlardan ürpermemize rağmen bizi görünce korkup henüz midesine indirmediği kurbağayı serbest bıraksın diye o sese doğru yönelir, arkadaşlarla hep beraber kurbağayı kurtarma telaşı içinde olurduk çocukluk hallerimizle. (Devamını okuyun…)


Her mevsim açan gül (sün)

Yokluğunda hep seni aradım
Acıktım, doydum bir tat alamadım
Takvim yapraklarını bir bir kopararak
Seni, biran önce dönersin sandım

Gün oldu, işle güçle aldandım
Gece oldu, hüzünlü kederlere daldım
Sesinin yankısı kulağıma vurunca
Seni yanımda, yanı başımda sandım (Devamını okuyun…)


Dip dibe oturamam

Kapımızın zili çaldı. Gelen aynı binada oturduğumuz bitişiğimizdeki boş dairenin sahibi yaşlı teyze idi. Kapıyı açar açmaz bizim hanımla başladılar konuşmaya;

-Kızım emekli olmuşsun. Hayırlı uğurlu olsun. Bak bizim çocuklar sizin bitişik daireyi satıyorlar. Gelin alın onu. Oğlun var kızın var. Yarın bugün oturtursun oraya. Araya da bir kilim atarsın ayakkabı bile giymeden girer çıkarsın.  Siz almazsanız eğer bakarsın huysuz, geçimsiz birisi satın alır. Yok, takırtı oldu, yok tokurtu oldu diye kapınıza dayanırlar. Sonra huzurunuz kaçar, ağzınızın tadı bozulur. Beni dinleyin. Hem sizi tanıyoruz. Ben çocuklar ile görüşüp daha uygun almanız konusunda size yardımcı bile olurum dedi ve gitti. (Devamını okuyun…)


Her görülen sakallı baba değildir!

Bu gün bizim için sıradan bir gündü. Ben işe gidiyordum, kızımda üniversiteye okuluna. Çalıştığım işyeri ile kızımın okulu aynı istikamette olması nedeniyle genelde her sabah evden birlikte çıkar onu okulunun önünde indirir işime öyle giderdim.

Bu günde öyle yaptık. Yeditepe Üniversitesi önünde kızımı indirdim. Biraz ilerledikten sonra birden sivil bir arabadan megafonla” sağa çeker misiniz lütfen” diye bir anons duydum. Önce anlayamadım kime seslenildiğini. Devam ettim. Bu sefer anonstan“ YN 444 size söylüyorum” denildi. Bende arabamı sağa çektim ve durdum. (Devamını okuyun…)


Sebebi ziyaretimiz…

İktidar partileri ne kadar iyi icraat yapsalar da; iktidarda iken genelde oy kaybına uğrarlar. Fakat ne hikmetse şu anki iktidar partisi üç seçimden de oylarını artırarak çıktı. Bu artışta; yapılan ve yapılacağı vaat edilen icraatların beğenilmesinin yanı sıra sosyolojik, psikolojik ve konjektürel gibi bir sürü başka etkenlerde rol oynamış olabilir. Ben bunlara girmeyeceğim. Bunlar nasıl olsa araştırılıp yazılıyor. Ben gözlemlediğim bir olaydan bahsetmek istiyorum sizlere. (Devamını okuyun…)


  • Reklam

  • Yazarlar

    Yazarlar Bileşeni tarafından sağlanmaktadır
  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Reklam

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Son yorumlar

    Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... - Website Content Protection

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.


    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz