Gün gelir paran pulun olur
Etrafında dostların da
Düşmeye gör birde!
Yalnızlık arkadaşın olur…
Malın mülkün de olur
Hükmedecek kudretinde
Sağlığın yerinde değilse
Gözünde hepsi bir hiç olur… (Devamını okuyun…)
76 yazar, 3270 yazı ve 8312 yorumun bulunduğu Bay Gri.com sayfalarına hoş geldiniz, keyifli okumalar diler, selam ederim...
Gün gelir paran pulun olur
Etrafında dostların da
Düşmeye gör birde!
Yalnızlık arkadaşın olur…
Malın mülkün de olur
Hükmedecek kudretinde
Sağlığın yerinde değilse
Gözünde hepsi bir hiç olur… (Devamını okuyun…)
İstanbul da yaşamak kolay değildir. Hele de keşmekeş trafiğinde. İşe gidiş-gelişler ömrünüzden ömür alır. Eğer ki bir de otomobiliniz yoksa işiniz daha zordur. Çünkü otobüsler tıka basa doludur. Binmekte zordur, inmekte. Birde soğukta yağmurda karda kışta duraklarda otobüs beklemekte…
İşte bu zorlukları yıllarca yaşayan iyi kalpli, gerçek dostlarımdan biri olan sevgili arkadaşım Naci “bir gün bir arabam olursa duraklarda otobüs bekleyen yolculardan gideceğim yöne denk gelenleri Allah rızası için arabama alacağım ve güzergâhımdaki gidecekleri yere götüreceğim” diye niyet eder. (Devamını okuyun…)
Üsküdar-Salacak sahilindeki bir çay bahçesinde arkadaş gurubuyla toplandık sohbet ediyorduk. İçlerinden birisi hekimdi. Bende, büyüklerimizin yakından tanıdıkları bir doktoru aile toplantılarında gördüklerinde fırsat bu fırsat deyip “evladım şuram ağrıyor, buram ağrıyor hele bir bakıver” dedikleri gibi bir iki gündür üzerimden atamadığım kırgınlık ve bitkinlikten biraz bahsedeyim belki bir şey önerir diye düşündüm ve başladım konuşmaya;
-Bu aralar bir yılgınlık, bir bitkinlik var üzerimde hocam. Ruhumun algıladığı görüntü net değil. Her şeyi ya fulü görüyor, ya da hiç görmüyor. Algıda yetersiz kalıyor. Bu yüzden ruhum sıkkın ve gergin. Görüntü net değil anlayacağın. Parazit yapıyor durmadan. Birisi ayarlarımla oynamış sanki. Bir türlü eski halime geri dönemiyorum. Belki görüntü netleşir, parlaklık ve renk geri gelir, kontrası düzelir diye hep ümit ettim ve bekledim. Ama olmadı bir türlü. Nedendir? Bilemedim. (Devamını okuyun…)
Hanımın Çiftliği dizisini beğeni ile izlemeye devam ediyorum. Dizinin çekildiği mekânlar, özellikle teneke mahallesi ve kasabanın görünümü bir harika. Oyuncu karakterleri ve giysileri de öyle. Çocukluğumun geçtiği 60’lı yıllara götürüyor beni. Yaşadığım köyde dizide geçen evlere benzer birçok evde oturup kalkmış lığım vardır. Bu yüzden diziyi farklı duygular içinde ilgiyle izliyorum.
Dizi ile ilgili bu beğeni kısmını geçtikten sonra bu hafta dizide yaşanan bir tezattan bahsetmek istiyorum.
Bu hafta 52. bölümü yayınlanan dizide Serap eşinin mezarını ziyarete gitti. Gitti de sanki başka bir mezarlığa gitmiş gibiydi. Muzaffer beyin gömüldüğü mezarlığa hiç benzemiyordu. Ya mezarlığa ağaç dikilmiş ve bu ağaçlar oldukça hızlı büyümüş, ya da kabir başka bir mezarlığa taşınmıştı. Anlayamadık! (Devamını okuyun…)
Çocukluktan çıkmış, henüz gençliğe adım atma çağlarında körpe bir delikanlıydı. Rahatsızlığı nedeniyle olur, olmadık yerlerde başı dönüyor, gözü kararıyor, düşüp bayılıyor ve kendinden geçiyordu. Bu nedenle zaman zaman üzerine kara bulutların çökeceğini bildiğinden sokakta, bağda bahçede ve okulda gönlünce coşup oynayamıyor, dahası seyyar satıcılık yapan babasına yardım edemiyordu.
Oysa o daha yaşamının baharındaydı. Umutları, hayalleri, yaşayacağı acı tatlı nice günleri vardı önünde, onu bekleyen. Ama gün geçtikçe yarınlara dair umutları, hayalleri yitip gidiyordu. Kum tanecikleri gibi kayıyordu hayatı sanki ayaklarının altından. Çaresizdi. Kendisiyle baş başa kaldığı gecelerde bir el uzanır değer omzuma ümidiyle tatlı hayaller kurar öyle uykuya dalardı. Anne ve babanın çabaları ise yetersizdi. Fakirlik fukaralık bellerini bükmüş, uzaklar da bir ışığı arayacak takat bile bırakmamıştı. Evlat sevgisiyle dolu yürekleri yinede çocuklarının yarınlarını aydınlatacak bir ışığa kavuşabilmesinin hasreti ile yanıp tutuşuyordu. (Devamını okuyun…)
Galatasaray’ın yeni stadı Türk Telekom Arena Ajax maçıyla sancılı bir şekilde açıldı. Açılışa damgasını vuran protesto ise gündemdeki yerini hala korumakta ve tartışılmakta.
Ben eğer maça gitseydim Toki başkanının konuşmasını heyecanına verip bir kenara koyar, stada girdiğimde bir GS taraftarı ve futbolsever olarak UEFA standartlarında yapılan tertemiz, pırıl pırıl bir stada kavuşmanın gururunu yaşar bunun doyasıya tadını çıkarmaya çalışırdım. (Devamını okuyun…)
Baygri.com’un değerli takipçileri. Hiçbir masraftan kaçınmayarak sizler için meşhur bir Medyuma ulaşarak takip ettiğiniz bu sitenin iki bin on bir yılı falına baktırdık. İşte Medyum öngörüleri:
1. Ceo büyük bir AVM de Sanat Galerisi açacak ve şiir yazmayı bırakacak
2. Yazılarına bir süre ara veren Aslı Özden tekrar yazmaya başlayacak
3. Sultan Karaoğlu daha radikal yazacak (Devamını okuyun…)
Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.
Son yorumlar