arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
Hayatın Izleri | Bay Gri - bölüm 6

Hayatın izleri

Bir sabahın fotoğrafı

Güneş doğmadan sabahın körü tabir edilen zamanda uyanmıştım. Yatak odasının camından dışarıya baktım. Hava sisli ve puslu idi. Uyanmıştım bir kere. Tekrar yatmak gelmedi içimden.

Biz çocuk iken annem “güneş doğmadan uyanıp kapıları açacaksın ki eve bolluk bereket girsin” derdi.  Bende madem erken kalktım bari eve bolluk bereket girsin istedim. İstedim ama kapıyı açmam gerekiyordu. Fakat buna cesaret edemedim. Ya kapıyı açıp önünde nöbet tutacaktım ya da hiç açmayacaktım. Malum koca şehirde güneş doğmadan kapıyı açık bıraksan bereket mi girer yoksa başka bir şey mi maazallah hiç belli olmaz. Hele de apartmanımızda hırsızın girmediği ev kalmadığını hesaba katarsak… Doğal olarak böyle bir öğretiyi uygulamadım:) (Devamını okuyun…)


Teskere şimdi tez geliyor!

Cuma günü aile eşrafından kısa dönem askerliğini yapan bir oğlumuzun yemin töreni vardı. Bizde iştirak ettik. Bizimle birlikte uzak yakın demeden imkânı olan birçok asker ailesi de tören için gelmişti.

Şehir içinde hınca hınç dolu bir spor salonunda yapılan tören sırasında çocuklarını o kıyafetler içinde ilk defa gören anne ve babaların sevinç ve gururları yüzlerinden okunuyordu. Bazı ebeveynlerin gözlerindeki sevinç ışığına gözyaşlarının da karışmış olması beni de çok duygulandırdı. Aslında daha iki hafta olmuştu hepsi asker olalı. Hani insan çocuğunu aylarca görememiş olsa belki bu kadar duygulanmazdı. Ama o kutsal üniforma içinde çocukları görmek belli ki duyguların en farklısını ve yoğununu yaşatıyordu insana. (Devamını okuyun…)


Bu ne yaman çelişki!

Bu hafta sonu oğlumun okulunda veli toplantısı vardı. Eşimle birlikte katıldık. Toplantı her öğrencinin okuduğu sınıfta yapılıyordu. Bizde sınıftaki sıralara zar zor oturduktan sonra öğretmenlerin tek tek gelmesini bekledik.

Öğretmenler geldi. Birçok öğretmenin gözünün özellikle üç beş öğrencinin velisini araması dikkatlerden kaçmadı.  Herhalde birtakım sıkıntıları vardı ve birlikte çözmek istiyorlardı. Ama o veliler de zaten yoktular. Ya duyarsızlardı ya da işleri olduğu için gelememişlerdi. Öğretmenler bunu anlayamadan biraz da hayıflanarak diğer öğrencilerin durumları ile ilgili değerlendirmeler yaptılar. Sonra sınıf öğretmeni toplantıya gelen velilere ilgilerinden dolayı teşekkür etti ve Müdür beyin ricalarını iletti. Okulun temizlik gideri, ısınma gideri ve kırtasiye gibi harcamaları için daha önce tespit edilen aidatların biran önce yatırılması gerektiğini hatırlattı. (Devamını okuyun…)


Emre Aydın’dan mini konser

Değerli müzisyen Ali Atkaya’nın Ümraniye çarşıda bulunan ve birçok çalgı aleti için kurs verdiği “Ümraniye Gitar Kursu”nun öğrencilerinden olan oğlum Emre’nin hocası ile beraber icra ettikleri iki sevilen parça var.

Bu sevilen iki parçayı isterseniz dinleyelim. (Devamını okuyun…)


Mesaj kaygısının hikâyenin önüne geçtiği bir film: New York’ta Beş Minare

Büyük bir reklam ve tanıtım kampanyasından sonra gösterime giren” New York’ta Beş Minare “ filmini yeni izleme fırsatım oldu. Maliyetinin fazla olması, film üzerine çok konuşulması insanı ister istemez yüksek bir beklenti içine sokuyor. Başkalarını bilemiyorum ama ben son tahlilde beklentilerimin tam karşılandığı hissine varamadım.

Bununla birlikte Hollywood sinemasındaki teknik kapasitenin artık yerli sinemamızda uygulanabilir olması gurur verici. Özellikle süikast ve hücre evi baskını sahneleri, havadan çekilen İstanbul ve New York görüntüleri bunun en iyi örnekleri olarak gösterilebilir. (Devamını okuyun…)


Kara ilkbahar-4 (Öykü/ Son)

Yıllarca hapiste kalan Kadir oğluyla beraber tahliye olur. Köyüne dönmek ister. Fakat küçük bir köyde her zaman kanlı olduğun hasımlarınla yaşamak zordur. Çünkü her an onlarla yüz yüze gelme, acıların tazeleme ihtimalin vardır. Bu zorluğu biliyordu Kadir. Fakat ömrünün büyük kısmını geçirdiği köyünden ocağından da ayrılmak istemiyordu. Çünkü köyün her sokağında ayağının izleri, meyvesini yediği her ağacında ağzının tadı, yaşadığı ahşap evin her işlemeli tahtasında alnının teri, her bayramda ziyaret edip dualar gönderdiği kabristanlıkta sevdikleri ve nice hüzün ve sevinçleri paylaştığı komşuları ile unutamayacağı anıları vardı. Biliyordu ki bir defa buraları terk edip gidince ancak omuzlar üstünde geri gelebilecekti!

Oğlu ise babası gibi düşünmüyordu. Yeni bir hayat kurmak için hiç düşünmeden büyükşehre yerleşti. Köyüne dönmedi. (Devamını okuyun…)


Kara ilkbahar-3 (Öykü)

Toprak kuruyunca tavını almıştı. Traktörlere pulluklar takılmış herkes toprağını işlenmeye başlamıştı. Fakat bir ara yağmur yağdığından ara vermek zorunda kalmışlardı. Bunu fırsat bilen Kadir son bir kez daha Cebbar’a bir aracı gönderdi. “Git ona söle geçen gün beenle gonuştuğu meseleyi bi daha ağzına almasın. Öle bi şeye yeltenmesin. Ölürüz de o talli ona vermeyiz, ektirmeyiz” diye.

Cebbar evinin avlusunda arızalanan pulluklarının bakım onarımını yapıyordu. Aracı avlu kapısından içeri girerek onun yanına doğru ilerledi; (Devamını okuyun…)


  • Reklam

  • Yazarlar

    Yazarlar Bileşeni tarafından sağlanmaktadır
  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Reklam

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Son yorumlar

    Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... - Website Content Protection

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.


    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz