Nasıl da bir başımaydım içimde. Nasıl da bir deli kahkahaya boğardım herkesi sinemde. Usul uysal asil hallerimin görselliğinde, en çok deliydim, sahipsizdim bir de. Kendi masalımı yazmıştım ruhumun her muamma zaman dilimine. Onca kalabalığımda, kimsesizdim inadına. Ve nasıl da kendi dualarımın pervasızı, arsızıydım asice. Kutsanmışlar gibi dokunulmazdım bir de.
Biliyor musun, pusulalar sadece beni gösterirdi derinliklerimde. Beni işaretlerdi bütün kıblelerim okkalı bir mürekkeple. Bir başımaydım sokak çocukları gibi, hiçbir kaldırım ağırlayamazdı beni. Kimseye düşürmemiştim kalelerimi. Koynumda ki tılsımı göstermemiştim kimseye. Kendimin efendisiydim. Hükümlerim vardı kendimin köyünde. (Devamını okuyun…)
Yazı faslı
Gönderilmemiş mektuplar/Sana geçtim
Ah bu şarkılar
Verandadayım. Ev halkı kendini uykuya yatırdı. Ne güzel yalnızlık çalışıp, beni dinliyordum. Ta ki o minik radyo elime dolanana kadar. Nerden geçti elime, gecenin bu kör saatinde. Cızır cızır en ücra kanalları bile, gelde şimdi dinle.
Oysa sessizlikte, mum ışığındaydım. Öyyleee dalgın dingin ben bir hayaldim. Bu arada, nasıl da abartmışım meğer. Şimdi farkettim. Her yere irili ufaklı mumlar yakıp koymuşum. Gören de ayin var sanır. Gece koyulduysa eğer, lambanın ışığı bana daima fazla gelir. Bir köşe de illa ki benim yüzümden titreyen ışığıyla en az bir mum yanar. (Devamını okuyun…)
Başbakan yanıldı, ne boy ne de soy
Anayasa değişiklik paketi için yapılacak olan referandum yaklaştıkça, propaganda için ülke turuna devam eden liderler usluplarını sertleştirmeye başladı. Ve yine ortalık gereksiz çirkinliğe bulaştı.
Muhalefetin, Anayasa değişikliğinden bahsetmediğini gereksiz polemikler peşinde olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları söyledi; “Onlar, Anayasa değişikliğinden hiç bahsetmiyorlar, tutturmuşlar ‘Başbakanın boyu ne kadar?’. Yahu bu sorulur mu Başbakana? Ama çok merak ettin, söyleyeyim; 1,85. Tepe tepe kullan. Peki benim boyuma yetişemezsen halin ne olacak? Ben buradan muhaliflere sesleniyorum; önemli olan boy değil, önemli olan soy, soy”… (Devamını okuyun…)
Rüya meleğim ne fısıldıyor yine
Bronşit olduğumdan beri, klima yasak. Hava manyak sıcak. Ben de uyku yok. Yastığım elimde, kendime yer beğenmekle geçiyor bütün gece.
Kah bahçedeyim, manolyanın altında ikili kanapede. Kediler havuzdan su içmeye geliyor, hırlaşıyoruz birbirimize sıcak havanın delirmişliğiyle. ”Hadi iç şu suyunu git artık, beni huzursuz etme” diyorum. Hayvanları severim de bu sıcakta kedinin nankörlüğüne güvenemiyorum haliyle. ”Mırrr” diye cevap veriyor, sökemedim ki kediceyi hala, ne diyor anlamıyorum işte. Ve kah verandadayım. Bir yandan, yastığımı sığdırmaya çalışıp diğer yanda kendim ikili koltuğa sığmaya çalışırken geçiyor vakit. Uyku aksa da gözümden, sığışamıyorum hiçbir yere. Ne zaman sığdım ki, ne yere ne göğe. (Devamını okuyun…)
Cam ve yapıştırıcı
Sol yanıma takmışlar bir devasa cam. Dibi buğulu bir ayna. Üstelik kırılma çatlama durumlarına karşı yapıştırıcısını da koymuşlar yanına. Çeşitliliğim kumlarımdan. Muhteviyatımdaki soda, önce hazmımı tamamlamış olmam için olsa gerek, sonra düşük sıcaklıklarda – üşüten soğuklarda akıcı hale gelebilmem için galiba. Kirecimi sorarsanız, zararlı etkilere – zehirlere dayanıklılığım için katılmış hamuruma kusursuzca. Bir araya getirilen kum-soda ve kirecim bilmem kaç derece ısıda eritme işlemine tabi tutulmuş sanırım. Çünkü, içimde erittiğim herşey, orada pişmiş olmalı, o kor alevli fırınlarda.
Sesin en alçak volümlü, zerre sert halinde çatlıyorum. Söylemiştim, safkan camdanım. İnsanım. Bir koşu yapıştırıcı alıp kıyımı köşemi bantlıyorum, çatlak inmesin diye derinliklerime. Hassasım. Kırılıyorum zaman zaman, herkes gibi. Dikkatle yapıştırıcıyı kullanıp, kırık köşeyi yapıştırıyor, kimsenin eline zarar vermemek için de, yapıştırdığım köşeyi bal mumuyla sıvıyorum. Hani ele gelirse, kırılmış yanımın sertliği hissedilmesin istiyorum. Can acıtmamak için balmumu kullanıyorum. (Devamını okuyun…)
Dünyanın çivisi müslümanların çakması çıktı
Sayısız, kutlama davet özel gün ve törenlerle geçti hayatım. Masamda, çevremde su gibi alkol tüketti dostlarım. Ama ben alkolden uzak kalabilmeyi kafama koymuştum. Yudum tadını bilmeden, bugünleri buldum. Alkış filan beklemiyorum. Her koyun gibi ben de kendi bacağımdan asılacağım.
Bu konuda, çocukluğuma dönüp baktığımda, rahmetli anneannemin sevecen sohbetlerini buluyorum karşımda. Ağa kızı olduğundan mı bilmiyorum ama, hayata dair hikaye kıvamındaki sözlerinin, rahatsızlık vermeden, ürkütmeden ve hükmeden iknasını buluyorum her birinin arkasında. Hayatın her köşesinde; evde oyun oynarken onunla, yürürken yolda, gezerken parkta, hayatın tüm dallarını tutup elime verişi geliyor aklıma. (Devamını okuyun…)





Son yorumlar