Daha önce de yazmıştım okuyanlar bilir, hemcinslerimin pek çoğunun sevdiği gibi, sevmem kuaförde vakit geçirmeyi. Bu yüzden, eller saçımda tırnağımda iken, başka işle meşgul olmaya çalışırım ben. Ya kitap okurum ya dergi. Ya da kuaförümün 6 yaşındaki oğlu Efe ile çocuksu bir sohbete dalar, ona resim yaparım. Ayıptır söylemesi bayılıyor bana. Ben de ona…
Ne zaman dükkana girsem, ”yaşasııınn arkadaşım geldi” diye hoplayıp zıplıyor, sevinç çığlıkları atıyor Efe. Müşteriler, Efe’nin boyunda arkadaş arasalar da kazık kadar kadının Efe’nin arkadaşı olduğunu son anda anlıyorlar tabi bu arada. (Devamını okuyun…)
Yazı faslı
Aldım, verdim, ekonomiye can verdim
Ey hayat! şimdi tahsilat zamanı
Sen, beni bilirsin hayat. Dosdoğru gittim hep, zig zag çizmeyi bile beceremedim. Yağmurlarım çok indi yanaklarıma. Yanaklarıma olsa iyi, çok aktım sağnak sağnak iç duvarlarıma. Beni bilirsin, olmamıştır isyan ettiğim. Ağzımı açıp bir gün bile ” güneş ne zaman açar bana” demedim.
Kimsenin üzüntü sebebi olmadım, olmak da hiç istemedim. Kimseyi isteye dileye ve bilerek incitmedim. Kırıldığımda çok oldu benim, tuzla buz olduğumu da bilirim. Tamam kimilerine gücendim ama hep affetti yüreğim. Belki bazen serttim ama kesinlikle merttim. Ya tam vaktinde konuştum yada sonsuza kadar susmayı seçtim. Kimseyi örselemedim, itmedim. Düşeni de kaldırmadan geçmedim. Bir yudum isteyene, bin damlamı verdim. Yetemediğimde bile mükemmeldi niyetim. (Devamını okuyun…)
İstanbul bana gücenmesin
Şimdi, lafı nereden nereye getirmişsin diyeceksiniz ya, ben yine de içimin söylediklerini yazacağım.
Ne zaman depremle ilgili bir açık oturum yada program izlesem televizyonda, deprem ile ilgili bilimsel, sosyal ve akademik bilgi, deneyim ve önerilerin paylaşıldığı bir platform oluşturulsun istiyorum.
Ve ne zaman depremle ilgili bir açık oturuma denk gelsem, epey içerliyorum. Hep bir İstanbul takıntısı var. Konu Marmara depremi ama ”İstanbul zarar görür mü” kaygısı neredeyse ”söyleyin kuzey fay hattına güney fay hattına pas atsın yeter ki İstanbul’un ruhu bile duymasın” a kadar vardırılır hale getiriliyor. (Devamını okuyun…)
Hayatla didişmenin diğer adı: detoks
Geçen hafta Milano’daydım. Şehrin kalbi olan Duomo Meydanında keyifli vakitler geçirdim.
Öğle yemeği için, Meydandaki güzel bir restaurantta hem yorulmuş ayaklarımızı dinlendirmek hem de acıkmış olan karnımıza bayram yaptırmak için, mola verdik. Üstelik seferiydim, oruca ara vermiştim. Yemeğin keyfini çıkarmak için masanın baş köşesine kuruldum.
Bizimle birlikte can dostlarımız olan bir çift ve arkadaşlarımız olan diğer çift ile 6 kişilik masada yerimizi aldık. İnce yapıma tezat, damak tadı epey gelişkin olan ben, ”Hıımm pizza mı yesem, spagetti mi yesem, yoksa ikisini de mi mideme indirsem?” diye menünün içine düşmüşken, arkadaşlarımızdan her zaman kiloya takmış olan hanım büyükçe çantasının içinden iki pet şişe çıkarıp masaya koydu. ”Onlar da neyin nesi ki” şaşkınlığı içinde olan ben, tabi ki sormadan duramadım. (Devamını okuyun…)
Çaresizlik yüzüm, zenci!
Bir haftadır yurdumdan uzaklarda, seferiydim. Özlemişim, kendime kurduğum tek kişilik minik sahur soframı.
Şimdi sahur vakti. Verendada son sigaramı yaktım, bir bardak demli çayıma arkadaşlık yaptırıyorum. Havada tatlı bir serinlik var, ezanı bekliyorum.
Muhasebe defterimi açtım önüme. Bir yandan bir göz gezdiriyor bir yandan da not tutuyorum. Yaptığım iyilikleri unutmuşum besbelli, kaydetmemişim. Denize atmışım heralde. Balık bilmezse Halik bilsin istemişim. Ancak yetemediğim, yapamadığım iyilikleri kayıt altına almış bir de üstüne üstlük kara kalemle altlarını çizmişim. (Devamını okuyun…)
Bizi bir melek uğurluyor
Yaz, bende bütün hareketi harareti ve neşesiyle geçip gitti. Sonbahar ise, bende hasret süreci yani çocuklarımı yolcu etme vakti…
Hazırlanmış onca temiz ütülü eşyanın ve valizlerin arasında ben, saçı başı dağıtmışım. Dilimde dualar, yüreğimde usul yollu daralmalar anne yanımın kaygılı hallerindeyim. Çocuklarım, aynı gün bir kaç saat ara ile farklı yerlere uçacaklar. Yuvadan uçtukları gün gibi, yine yollarına koyulacaklar. Bende hasret koyulaşacak, bunları bildiğimden valizlerin başında darmadağın kalmış, yelkenleri suya indirmişim. (Devamını okuyun…)





Son yorumlar