Sınırsız bir mayın tarlası, dikenli tenlerle çevrili
İz arayıcılar, kan koklayıcılar, umur kırıcılar
Göçmenler, katırlar, derisi değişimi yarıda kalmış yılışanlar
Tek ayaklı çocuklar(sek sekte kaldırdıkları gün indirmeyi unuttular)
Buruş buruş ihtiyarlar ve ellerinde tarihsiz gazeteler
Yıldızlardan başka ışıyıcıların aydınlattığı geceler
Düğün zılgıtlarından başka seslerin hâkimiyeti
Dostların kaçıştığı, marazın palazlanarak yayılması
Sahipsiz ve aitsiz duyuların tavanlarda hüküm süren bir rüya
Konsantre edilmiş çıkarlar, sulak alanlara dönen ağızlar (Devamını okuyun…)
Papyonlu Korkuluk
Anthropic Principle…
Denge; yaşamın başlangıcından günümüze hayatın her evresinde ve köşesinde hassas ölçülere oturtulmuştur ve hayatın temel prensibidir. Hiç bir şey rastgele, ölçüsüzce, nizamı bozan türde ve istikrarsız değildir.
Kâinatı yoktan var eden Yüce Allah(c.c), her şeyi belirli hesaplara göre mükemmel bir şekilde yaratmış ve ölçülere göre de kusursuzca yönetmektedir.
Güneş ile Dünya arasındaki mesafeden, Dünya’nın dönüş hızına; yaşamsal önem taşıyan atmosfer gazlarının oranlarından, kulaklarımızın ses duyabilme frekans aralığına kadar her şeyi belirli sebeplerle ve ölçülere göre ayarlamıştır.
Bu ölçüler idame için hayatî bir önem taşırken, aynı zamanda hem canlıların ihtiyaçlarına birebir uygundur, hem de ahenk, istikrar ve tutarlılık için mühimdir. (Devamını okuyun…)
İnancın Ölümü
Son birkaç gündür hiç olmağı kadar huzursuz görünüyordu. Sigarasını emer gibi içmesinden anladım. Ne zaman yolunda gitmeyen bir şeyler olduysa hayatında sigaraya sarılırdı. Öyle bir sigara içişi vardır ki elindeki paketi görmezseniz son sigarası olduğunu ve bu sigaradan sonra bir daha hiç içmeyeceğini sanırsınız. Kızıyorum bazen;
- Oğlum, içme şu mereti, külliyen zarar sende biliyorsun, hem okuyan adamsın hepimizden çok senin bilmen gerekir.
- Bu defa ki başka, bambaşka abi…
Ağır ağır konuşmasından ve bir mıh gibi durup durup yere saplanan gözlerinden, endişeden koyu bir tavırla titreyen dudaklarından anlıyorum ki; hakikaten bizim ki bu defa çok başka cebelleşiyor. Bu aralar bende ona benzemeye başladım. Ee, atalarımız boşuna dememişler; “Körle yatan şaşı kalkar” diye. Sıkıntının nasıl insandan insana seyahat halinde olduğunu, daha düz bir tabirle bulaşıcı olduğunu da çok geçmeden fark ediyorum bu çocuğun yanında. Bakışları o kadar derin o kadar çaresiz o kadar yorgun ki; sanki bir an önce öleyim de kurtulayım der gibi… (Devamını okuyun…)
Ölgün
Bir şey var bende
Bir kanca mı desem nicedir saplı (sırtımda)
(bütün git’lerim parçalı ve sancılı olmuştur)
Bir ağırlık mı desem( tam göğsümün üstünde)
Bir kurşun mu desem (beynimin içinde)
Ölü iki çocuk ciğerlerim
Sen hiç ölü büyüdün mü
Bak devamlıyım sana
Tükürük bezlerine sarıp tabuta koydular
Tırnaklarım çekildi, göbek deliğime dünyanın günahını döktüler
Sakalım büyüdü, ağla(yas)ım geldi ama ağlatmadılar beni ölü büyüdüm (bu yüzden duvar gibiyim)
Çok tekmelediler beni anlıyor musun pıhtısını kanıyorum o dayakların (Devamını okuyun…)
Haftada üç defa iyi gelir
Ürün ne olursa olsun biz tüketiciler için dikkat çekici bir slogan her zaman ilgi uyandırır. Geçenlerde internette dolaşırken “Haftada üç defa iyi gelir” diye bir slogan dikkatimi çekti. Başlangıçta, beden ve ruh sağlığı için gerekli bir tavsiyeymiş gibi bir algı oluştu bende. Hatta ne yalan söyleyeyim ilk aklıma gelen şey mi acaba dedim içimden
Çünkü ucu açıktı, eğilip bükülebiliyordu. Fakat yaş aralığı yoktu
Sonra içeriği okumaya devam ettim ve işin aslı o zaman ortaya çıktı. (Devamını okuyun…)
Siya
Aramızdaki en uzak mesafeydi iki dudağının arası. Ben seni severken bu yüzden yoruldum. Bu yüzden hiçbir zaman yetişemedin koşarken ardından. Seni sevmek yaşadığımı anlamanın en kolay yoluydu. Bu yüzden seni severken acıyan yanlarımın bana ait, benim bir parçam olduğunu anladım. Sabretmek zor ve tehlikeli. Tehlikeli çünkü her an vazgeçebilir, her an sevgiye olan inancını yitirebilir insan. Sabırsızlığım bu yüzdendi, bu yüzdendi ellerini korkakça tutuşum. Çok korktum gittiğin günü hayal etmekten ve günü hiç kaçışım olmadan yaşamaktan. Yaşadım ve bittim. Bırak aşka olan inancımı senden sonra kendine olan inancımı bile yitirdim. Kimseye affetmedim
“Boş ver, hayat devam ediyor” çok uzun bir süredir bu cümleyi duymaktan artık Türkçeye olan inancımı da yitirdim. Hiçbir nasihat, hiçbir tatlı söz içimde beni ve acımı tüketerek büyüyen zehirli yılanı deliğinden çıkaracak tesire muktedir değil.
Oysa şimdi aramızdaki en uzak mesafe dünyalar kadar. Yetişemiyorum adının bile ardından. Yaşadığım dünyayı bıraktım. Benim dünyam artık rüyalar âlemi. Çünkü ordasın. Çünkü orda yitirdiklerim. Sürreal bir devinim yumağı olsa da rüyalar yine de benim için gerçek dünyadan daha anlamlı ve yaşanmaya değer. (Devamını okuyun…)





Son yorumlar