En güzel kadınların yaşadığı ilk on şehir

Yaklaşık yirmi yıl önce, Türk erkeklerini abaza olarak gören, ve o dönemde revaçta olan birkaç gazete vardı, her gün mutlaka ön ve arka sayfaya frikiği bol Doğu avrupalı bir hatun fotoğrafı koyar, yanınada;

“ Maria, Türk erkeği mükemmel/ Natali, Türk erkeği harika/ Veronika, amanda Türk erkeği süper” dedi, diye asparagasın kralı tabir edilen başlıklar atarlardı. Devamını göster >

TTnetin dostu olamadım

TTnet, dostu olanlara kıyak yapıyormuş, bu şanslı ve TTnet dostu olanlardan biride arkadaşım Kürşat Şentürk, az önce konuştuk  TTnet’in bu kıyağından dolayı keyifliydi.

Bende ise TTnet ile ilgili çok acayip bir durum söz konusu, anlatmaya çalışayım;  balkonumdan aşağıya iki kablo iniyor biri üçüncü katta oturan kardeşimin evindeki modeme bağlı, diğeri birinci katta oturan teyzemin evindeki modeme bağlı, benim internet bağlantım kesik, bu kesintinin uzunca bir zamandır faturaları ödemediğimden olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla zaman zaman kardeşimin ve teyzemin internetini kullanıyorum. Devamını göster >

Mississippi yanıyor/ Çöplük

Herkesi otelin çöplüğüne indiriyorlar.

Ve izin çıkana kadar orada beklemelerini söylüyorlar. Otelden çıkış yasak. Çöplükten kıpırdamak yasak. Artık çıkış yok. Yani özgürlük yasak. Devamını göster >

Olmayınca olmuyor…

Sonunda oldu, bir yerle anlaştım, sözleşme imzaladım, yakında resim galerimi tekrar açıyorum gibi güzel bir şey yazmak için deliriyorum ama olmayınca olmuyor.

Ne diyeceğimi bilemiyorum, daha önce Bursa projem olumsuz sonuçlanmıştı, az önce aldığım maille Eskişehir projeminde olumsuz sonuçlandığını öğrendim. Sanırım tanrı beni işaretledi, hayatıma bundan sonra bahtsız bedevi olarak devam edeceğim…

Hay bin kunduz! bildiğim kadarı ile günahımda fazla yok ama, nedir bu bahtsızlık anlamıyorum… Devamını göster >

Aşk-ı Memnu ve Yaprak Dökümü dizileri birleşirse

Yaprak Dökümü dizisi önceleri beğeni ile izleniyordu. Şimdi de beğeni ile izleyen mutlaka vardır.

Ama son bölümlerde; “artık iyice saçmalamaya başladılar” türünde serzenişte bulunanların olması ve benimde bu kanıda olmam nedeniyle, dizi böyle devam ederse ve birde Aşkı Memnu ile birleşirse olası gelişmeler nasıl olabilirden yola çıkarak gırgır vari bir öngörüde bulunmak istedim.

Devamını göster >

Aile olmak‏

Elimdeki kitabı, evirip çeviriyorum. Altını üstüne getiriyorum. Okuyorum, inceliyorum. Kitabın adı: Alya, sevgilim ve ben. Tabi ki anladığınız gibi, bu kitap Ayşe Arman’ın başımıza patlattığı yeni kitabı.
 
”Ayşe Arman’ın bilmediğimiz, tanımadığımız, önümüze sunulmamış yanı yeri kalmadı gibi. Ama kadının yazdıkları yetmemiş gibi, bir de ısrarla gözümüze gözümüze dürtüyor artık her halini, resimli roman gibi. Sanki sadece o anne oldu bu hayatta, sanki kocalar sevgili olmaya ısrarla devam ediyor da, bu kadın da kime neyi ispat ediyor ki” diye düşünmüyorum iyi mi? Devamını göster >

Bu sevdayı çocuklara okutmayın sakın

Editörüm, bir offff çekmiş sigarayı bırakma konusunda, ”Bu çok pis bir esir olma hali” yazısında. Ben de yaktım bir sigara içimi konuşuyorum her zamanki gibi, yazımla.
 
Keşke arıza çıkarmasa, keşke hastalığa davetiye olmasa, keşke süründürmese, keşke öldürmese ama içiyorum ben bu mereti. Tanıştı kanım yıllar önce bir kere. Hadi bu seferlik de ”Kahretsin” diyeyim. Bir daha demek istemiyorum. Allah da dedirtmesin. Devamını göster >

Ne konferans ama

Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası tarafından, Bodrum Belediyesi Nurol Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Namazla Diriliş’ konulu toplantıda gazeteci- yazar Abdurrahman Dilipak konferans vermiş.
 
Vee utanmadan, “Günde üç öğün ve tıka basa yemek yiyen özellikle kadınlarımız, kendilerine fiziki yönden zarar verip aşırı kilo alıp badi badi yürümek zorunda kalırken, kocalarına da zarar veriyorlar. Bu kadınları gören kocaları Bodrum gibi yerlerde başka kadınlara bakmaya başlıyorlar” demiş. Devamını göster >

Dünsüz adamın bu günü

Bir sene önce bugün 27 0cak 2009′da Dün’süz adamın bu günü adıyla baygri.com’da günlük yazmaya başlamıştım, yaklaşık bir ay kadarda yazdım, biraz nostalji yapayım dedim, bakın bir sene önce 27 0cak 2009′da günlüğe neler yazmışım;

“Dün’süz adamın bu günü 27 0cak 2009 Devamını göster >

Bu çok pis bir esir olma hali

Sabahtan beri gergin ve asabiyim. Tam 18 saat oldu sigara içmeyeli, sanki beynim düşünme gücünü yitirdi, tat alamıyorum hiç bir şeyden derken,

yine olmadı, yine olayı bitiremedim, az önce içtim bir tane, bünyemde heşey yerli yerine oturdu, bu çok pis bir esir oluş, ne yapıcam bilmiyorum, daha öncede şurada sigarayı bıraktığımı ilan etmiştim, o ilan edişte çok kısa sürmüştü, o yüzden sigaraya asla başlanmamalı bırakılması çok zor, ben hala bırakamadım. Devamını göster >

Karın öğrettiği

Sıkı hastalandım. Herşeyi abarttığım gibi, müthiş üşütüp süper hasta yattım. Hasta olmanın hakkını verdim, memleket bunca buz tutmuşken. Ayrıca hastalığımın seyrinde, keyfin de en gıcırını yaşadım, dışarda kar taneleri salına salına uçuşurken. Kazındım yatağa. Sarındım yorgana, dışarsı üşürken.
 
Zaten tatildeyiz şimdi, okul kapalı. Zamanlama da harika. İşi de asmadım böylelikle. Vicdan da rahat, ohh yan gel yat işte. Üstelik, uzun yıllardır böyle hastalanmamıştım. Özlemişim, eklemlerim kırılıp dökülürken ve her yanım ağrırken baygın uyumayı. Sesleri uzaklardan duymayı.
 
Biraz gözümü açtığımda, sıyırdım perdeleri. Bakışlarımı, dalgın dalgın dans Devamını göster >