arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
www.baygri.com - içinden gökkuşağı geçen blog - bölüm 11

Beri

Dönüşün inançsızlığına direnmek
Bütün rayları yağlamak, lastikleri şiirlemekti
(seni daha çok sevmek için kendimi daha çok öldürmem gerekti)
İnanmayacaksın belki, ben
Bütün doğrularımı senin için yaptım yanılışım

Kanayan tuza yara basar gibi
Sensizlikten iğrenmek
Dandik bir biletin çok uzak mesafeye yetisi
Aynı saatin farklı yel-kovanlarıyız
İçimiz şişmiş tüken(il)mekten
Şişime buz koyar mısın? (Devamını okuyun…)


Soğu

Biraz sabun, daha da kirlenmek için
Biraz sabır, kanlı kaybetmeler için
En uzun yol, hiç gitmediğin yoldur  / yol oldukça yolundum
İçerdekiler!  size teslim olmaya geldim

Kaktüslerim var
Dikenleri hala battığı yerde (Devamını okuyun…)


Tamara

Gecenin süzülen renklerinden
Bir ışık…
Sen misin? Tamara
Aklım inanmıyor, karmaşa
Tamara, Ah Tamara…

Aşkın yıllanmış efsanelerini severlerdi. Gerçek aşklar Süphan Dağına bırakılırdı bir gece yarısı. Süphan dağı bile dayanamazdı. Aşkın nöbetlerini yaşardı zaman zaman. Kızıl bir kordu sevda “lav” derlerdi. Gökten yıldızlar yağardı “kar” derlerdi. Adem’le Havva’nın cennetten kovuluşunu dinlemeyi bilirlerdi. Oysa tam da bu şehirde aşık olmalıydı insan.

Süphan Dağı’ndan kaçmış bir aşk tanesiydi. Kendine yaşayacak iki beden, anlatılacak bir efsane de başrol arıyordu. Firari bir aşk kıvılcımı. Bin yıl yaşamak yetecek miydi ona? Aşk bir peri miydi? (Devamını okuyun…)


Ben yok etmeye yemin eden bir bilim adamıyım

Bir bilim adamı titizliğinle çalıştım üzerinde. Sırasıyla başkalarını kucaklayan kollarını, hisseden tüm sinir uçlarını, giden ayaklarını, gülümseyerek karşılayan kadın tarafını, tek girişli, mimari incecik bir hesapla, kendimde başlayıp bitirerek, fotosentez misali yaşadığın hayatı tek nefeslik içime tutsak ettim. Meskun mahallerine yerleşen  hiddetim, sevgim,  dostlarım, arkadaşlarım ve kendi kalabalığımla …

O  çok güvendiğin baba, dost, kardeş, sınırların yok edilirken, yatağımın her kıvrımında orospum ettim seni. Etrafındaki tüm adam suretlerini sevgisizce konuştururken, kafanı karıştıran gerçek adamlarının yanına, senin olabilme ihtimallerini binlerce kez sollayan yüce kadınlar gönderdim.

Kendini yetersiz hissedip bana geldiğin her orgazma ulaşma seansında, kucağımda keyifle dirilmesini  izlediğim bu şiir kadın için, kendimi adi bir tütünle defalarca ödüllendirdim. Dudaklarının gülümseyen kıvrımlarına derin kuyular kazarak biriktirdiğim gözyaşlarınla susuzluğumu giderirken, saçlarına serptiğim kırıklıklara  dokunduğunda, ölümüne kadar girilen her deliğinde beni hisset istedim. Her an zafer kazanacak komutan edasıyla içimin sana  istilalarını bıçakla kesen mekanik kavramlar geliştirerek istediğim zaman, senden gidebilme ihtimallerimde hiç bir aksaklığa izin vermediğim gibi… (Devamını okuyun…)


Bitişin İzahiyeti

Adı konmayan, sahipsiz, evvelden yalnız, pulsuz bir mektubun aitsizliğne vurdum dilimi… Sinir uçlarında sabır uyuşturucusu, dokunulmaktan uzak, girilmez askeri üs ıssızlığının dikenli kurşungeçirmez yalnızlığı. Devamsızlığın kıvamsızlığı, su sandığın buzun tonlarca çeliği hallaç pamuğu gibi dağıtması. Dikdörtgen işkence hücresinin uzay sınırsızlığında bir nokta oluş gerçeğinden kaçılmadaki ki, kendi basit ve yalın gerçeğinden kaçsın kişi. Her şey du-yu da biter. Farkında mısın? Farkında olamadıklarının farkının sana geri dönüşürken acı diye dönüştüğünün. Hangi sabah güneşi bekledik ki, o akşam batışını garipsiyelim. Darbesini yediğim yumruğun morluğu daha yeni yeni belirirken vücudumda, ağrını dün hissetmiştim giden ve yüz üstü bırakan kim varsa. Kolaydeğil koca bir silgiyle sildim herkesi ve herşeyi bilincimden. Formatlanmış usb’ler gibi ya da biçimlenmiş hafıza kartları gibi sıfıra sıfır hatıra ormanı gibi dımdızlak bilincim. Şu fizik kurallarını alt etmeli, mesela en uzak mesafe bir adımdan yakın olsun. O zaman gitmeleri mutasyon makinesinde dönmelere döndürürüz belki. Belki iyileşti sanılan yaraların kötüleştiğinin farkına varıldığında dönenlerin getirdiklerine sarılırız. Haykırmak, bağırmak, kavgacı olmak hayvanı ve hırpani, ne değişir ki sonuç değişmeyecekse. Öldürün acıyı ve devamlılığı ve tekrarı olmasın bir daha dramın. Tırnağım olsa yaramı kaşımaktan çok lir çalar belki, belki endişemi kemiririm. Gogolun paltosuna düğme olurken düşmüşlüğüm vardı, beni paltosuna dikmesi için ip lazımdı da bulamamıştı ve saçlarını eline kadar uzatmış öyle dikmişti beni yarasına Gogol. Saçlarını yakan büyücü kadın kokusunu arıyor sonuçsuzlukta. Adı konmamış nasılsa kayıp ve eksik ve olmayan ne varsa veya kısmet olmayan mahrum edilen. Senin değil diyor sümüklü çocuk, yırtık topu biz bulduk (Devamını okuyun…)


Yüklemsiz

Adımlarımla ismini aynı cümlede kullanıyorum…
İsmini adımlarıma yoldaş kılıyorum;
Tasasız, sedasız ve kimsesiz.
Hem de hiç kimsesiz…
Yürüyoruz yanyana,
Yana yana,
Yanağımda sıcaklığınla…
Bir tebessümüne asırlar kurban ediliyor.
Asırlar ve devrimsiz düşler,düşüşler…
Kalbimin kuytuluğundaki bütün kalemler “biz” diye başlayan cümlelere gebe.
“Biz…”
Issız ve yüklemsiz.
Hem de inadına yüklemsiz…
Gözü dönmüş zemheri bir zemberiğin yanından geçiyoruz.
Yalınayak ve telaşsız.
Zamanı arkamıza almışız ne gam!
Ellerim, kirpiklerim, saçlarım;
Senin isminin bütün mevsimlerinde açan birer nergis. (Devamını okuyun…)


  • Yazarlar

  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Koçluk ((-_-)) Eğitim Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... Website Content Protection

    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.