arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
www.baygri.com - içinden gökkuşağı geçen blog - bölüm 13

Pantominal Tragedya; Ma Pusuma

Boğaz manzaralı cezaevi, açık büfe yemekleri ve Nubar Terziyan’a çekmiş gardiyanlar. Balkonumun korkuluklarıydı demir parmaklar. Demirdendi parmaklar bu yüzden dokunduğu her şeyde (T)izini bırakıyordu. Bu yüzden peşinde kirli sakallılar. Yastığının arasına şiş gizleyenlere inat düş büyütenler vardı. Sonra o yüksek pencerelerden süzüle süzüle azalan ışığın hesabını tutanlar vardı. Onlar ayna karşısında yüzlerine değil geride bıraktıklarına, kaybettiklerine bakarlar. Sonu hep kötüye varsa da. Kâbuslarla barışmıştır kimisi. İlk gece travmasını atlatamayanlar yok değildi. Ve halinden memnun olanlarda var değildi. Volta yiye yiye kederden çöken toprak saha ya da betonarme alan burada topaç oynamak yasaktı.

Konu komşuya rezil olma korkusu, amir fırçası, yapay davranışlar, iyilik gösterileri yoktu. Zaman 24 saatle sınırlı değil. Bu yüzden küflü ve kendi kendini taşımaktan yorulmuş duvarlarda saat göremezsiniz. Zaman kavramını, anlamını, işlevini ve önemini yitirmiştir burada. Burada zaman, çentiklerin birbirleri arasındaki mesafe ile ölçülür. Aslında zamanın göreceliğini ilk keşfeden yemek yerken acele eden mahkûmlardı. Buranın ayrı bir kültürü ayrı bir toplum biçimi ayrı bir düzeni vardır. Hani bazen derler ya “öbür dünya”. Kimi zaman aklıma gelmiyor da değil hani “öbür dünya” burası mı? Diye. (Devamını okuyun…)


Elini eteğini çek bu gitmelerden

ve dedim ki;
elini eteğini çek bu gitmelerden.

yalnızlık var gittiğin yolların sonunda
ve mutluluk;
terk ettiğin sokağın hala baş ucunda.

dedim ki ona;
gitme
sel olur akarım gözlerinden.
ve bir daha ağlayamazsın hasretimden. (Devamını okuyun…)


Dem(Fe)ir

Tamamıyla mucize olan yaşamlarımız şu bir gerçek ki; birçok olguya, materyale, duyguya muhtaçtır. Kendimizi bu muhtaçlık mantığından sıyırıp, olmuş bitmiş veya olacak her olguyu, durumu normal görüşümüz, şükürsüzlük içinde oluşumuz ise, öyle sanıyorum tüm ihtiyaçlarımızın yerli yerinde tahsis ediliyor olmasından kaynaklanmaktadır.

Birkaç sene evvel içme sularının seviyesi oldukça azaldığında; geleceğimizden şüphelenmeye, birçok medyada yok oluş senaryoları kurmaya başlamıştık örneğin. Susuzluk ile alakalı ciddi öngörüleri videolaştırmıştık.

Bahşedilmiş herhangi bir ihtiyacımızın yok olmaya başlamasının, tüm insanlık üzerinde derin hüzün ve umutsuzluk oluşturuyor olması ne kadar ciddi boyuta ulaşıyor olsa da; yerli yerinde ve ihtiyaçlarımıza uygun oluşu maalesef aynı boyutta minnettarlığa sebep olmamaktadır. “Eğer Allah’ın nimetlerini teker teker saymaya kalkışsanız, onları sayamazsınız. Muhakkak ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.” Nahl Suresi / 18 (Devamını okuyun…)


Panama Bandıralı Yalnızlığıma

Ve “pişmanım” dedi kadın. “Çok pişmanım”

Ertesi gün, sofra bezini mutfak penceresinden silkerken, birden bire uçuşan kargaların hışırdayışlarında anımsamıştım o günü ve sanrımın kursağına sessizce bıraktığı o mayınlı sözleri… Sıradan bir gün değildi, olamazdı da. Çünkü ömrü hayatımda ilk defa bir kadın pişmanlık duyuyordu benden uzaklaştığına…

Dağ evindeydim. Değişiklik olur diye gelmiştim buraya. Ama değişim sadece sanrımda kaldı. Günler birbirinin aynası gibi benzeşiyordu. Kıramadığım kalpleri biriktirmiştim ve bu dağ evinde odun diye kırıyordum. Yalnızlığa çabuk alıştım. Zaten zevkle yapabildiğim tek işti “yalnızlık”. Sonra gün boyu düşünüyordum. Ne garip değil mi? Aklımı buhranlayan düşüncelerden kurtulmak için taşındığım yerde, şimdilerde çok daha büyük ve çok daha can yakıcı düşünüşler buhranlıyorum. Kaçmak her vaziyet için doğru bir seçenek değilmiş, bu dağ evinin küf kokan ahşap duvarlarından birinin dibine dizlerim üstüne çömelmiş, korkunun en genel geçer biçiminden birini yaşıyorken anladım bu gerçeği. Gerçek; korkmaktı. Gerçek; tırsmak af dilemek, bağışlanana dek sırtını dikenli kırbaçla kırbaçlamak ve en iğrenci altına kaçırmaktı, göstere göstere… Tabi son seçenek hariç diğer gerçekleri gerçeklik gerekçesiyle gerçekleştirdim. (Devamını okuyun…)


Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Beni bir şeylere yarım saat varken ağlat.

otobüste, iş yerinde, hiçbir sebep falan yokken… durup dururken; “connecting people!” diye bağırasım geliyor. algıda bi acayiplik bi saçmalık durumu söz konusu… bahar sendromu devrelerimi gevşetti… ya da her şey biraz android üstü makine kimya sanayii. bu yazı okunduktan sonra akılda hiçbir şey kalmamalı yoğun birşeyler uygulanmalı ve kendini imha etmeli; bu yazıyı okuyanlar tebessümle beraber görüntülenmeli ya da yatağını ıslatan filozoflar ofisine altı dudak payı bırakılmış üç duble çay ile yanında da atıştırmalık sürreal bişeyler sipariş etmeli; bebek suratlı ama içinden cinayetler geçen market çırağından. çok şükür molotof kokteyli içen robotlar sarhoş olmuyor… bilincim acayip yerinde yazıyorum bu satırları ve şimdi lütfen yüksek sesle saçmalayalım; çok yaşa kınekting pipıl. her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa; o “her”e allah uzun ömür versin. bugün erkekler sakalları mora, saçları yeşile boyatsın, bıyıkları turanja, beyni saydama. kadınlar saçlarını kazıtsın. bugün üç dakika kertenkeleleri düşünelim. (Devamını okuyun…)


Büyük Bir Kavimiz Biz Mimi; Kaybedenleriz

Burada bahar yok mimi. Burada insanlar çıplak ve yarı aç. İnsani bir açlık buradaki mimi. Utanıyorum onlardan, gözlerdeki o doyumsuzluktan, o hırpani hayvaniliklerinden, o böbürek yardım sandıklarına dokunuşlarından… Utanıyorum mimi.

Öğlen oldu, iğrendim. Ellerimden, ayaklarımdan ve gözlerimden… Onlarla münasebete girmeyi ayıpsıyor nerdeyse günah sayıyorum mimi. İnan bana hepsi öyle mimi.

Hiç umut var mı? Diye soracak olursan bana, yok mimi, hiç umut yok.

Bizim için hiçbir umut kalmadı mimi. “Peşin hükümlüsün” deme bana. Daha hissedecek algı kalmadı bende. Alındım bu hayata, alındım insanlarına mimi. Her şeyin, özelliklede “kötüdurum” denen fantazyanın sinirlerimi bozacak derecede devinmesini hazmedemiyorum. Bize böyle haller için acil durum planını öğretmediler. Bize bu hayat yangınından nasıl korunacağımızı ve asıl sıkıcı olansa, kaçmayı öğretmediler mimi. Durup göğüslemektense kaçardık, yollar boyu sürüne sürüne kaçardık. Bizi hayatın çilesine karşı “direnişçi” olarak yetiştirdiler. Oysa karşılaştığımız ilk sıkıntıda ayakta duramadık mimi. Kırıma uğramış hasatlar gibiyiz senle. (Devamını okuyun…)


  • Yazarlar

  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Koçluk ((-_-)) Eğitim Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... Website Content Protection

    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.