arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
www.baygri.com - içinden gökkuşağı geçen blog - bölüm 20

Küçüğüm, Ben Seni Hep Sevdim

“Sevdim ben seni, hep sevdim. Bıkmadan usanmadan bekledim. Beklerken birikti hüzün eylemlerim, özlemim. Çok hatırlamak, hatırlayıp sana duyduğum hudutsuz özlemi dindirmek istedim. Oysa bilmedim ki; çok hatırlamak çok unutmakmış küçüğüm.

Hani hatırlıyor musun küçüğüm, kışın o buz kesen soğuğunda bir gün ayakların üşümüştü de Çorap almıştım sana. Pamuk gibi, yün yüzlü(Tıpkı senin gibi) pembemsi bir çift çorap… Ayaklarına giydirirken çoraplarını birlikte ısınmıştı ayaklarımız ve o an uzun uzadıya birbirimizin gözlerine kilitlenmiş hayran hayran bu anın sonsuza dek sürmesini istemiştik. (Devamını okuyun…)


Sana…

“insan sevgiyi ne kadar sahipsiz yaşarsa o kadar yalnızlaşır ve ne kadar sahiplenirse kendini elbette yalnızlığın bile bir anlamı olur o zaman…”

Veda ettim içimdeki o umutsuz adama artık! Kendimi öyle bir kandırdım ki damla damla düştü içime bir kadın… ilmek ilmek ömrüme işliyor güzelliğini, saçlarıyla öyle bir bağlıyor ki ruhumu sanki hiçbir pranga onun kadar anlamlı gelmiyor bu bedene… bir kadın adamlığımı sunuyor ve bir kadın bana gerçek dünyanın anahtarını kalbimden çıkartıp gözler önüne seriyor.

Diyorlar ki, batan her güneşte binlerce güzellik örtülür geceyle ama hiç mi açılmaz o perde hiç mi aşikar olunmaz karanlığın içindeki o masumiyete… sahi geceyle daha mı yalnız yaşanır sevdalar? (Devamını okuyun…)


Seksenlerde yaşamak

Herkese selamlar saygılar. Aylar sonra tekrar yazıyor olmak çok güzel. Kendimi bir türlü hazır hissetmedim yazmaya. Daha doğrusu canım istemedi. Takii biraz önce 80′lerle ilgili bir yazıyı okuyuncaya kadar. O kadar etkilendim ki kendimi birden ağlarken buldum.

Ben 80′lerde daha on iki yaşında olmama rağmen birçok şeyi dün gibi hatırlıyorum. Çok mutlu olamasak da güzel anılar var içimde… Oynadığımız oyunlar, filmler, kıyafetler, arkadaşlıklar, okul hayatı gibi birçok şey şimdi düşününce o kadar değişik ve güzel geliyor ki. Yani biraz daha saftı herşey değil mi?

Şimdi ise birçok şey saflığını kaybetti, sanal, yıpranmış, düzensiz, saygısız, ümitsiz bir toplum olduk. O zamanlar belki bu kadar farkında değildik herşeyin, ama en azından varlığın da yokluğunda ne demek olduğunu bilirdik, öyle büyüdük çünkü. Oysa günümüz çocuklarına veya gençlerine bakıyorum da doyumsuz, vardan yoktan anlamayan saygısız bir nesil var. Tabii azınlıktan bahsediyorum hepsinden değil ama gerçek bu… Kendi çocuklarıma da geçmişte yaşadığım zorlukları anlatıyorum ama nafile… O zamanın şartları öyleymiş deyip lafımı ağzıma tıkıyorlar. Susuyorum yapacak bir şey yok yani… (Devamını okuyun…)


Boşluk

2000′li yılların başıydı. O zamanlar yaralarımı sevmeyi bilmiyordum. Robbie Williams’ın ”Feel” adlı şarkısını bağıra bağıra söylerdim. Sanırım çok uzun süre o şarkıdaki gibi kendimi bulduğum başka şarkı da yoktu.

Büyük kocaman bir boşluk vardı ve ben ne yaparsam yapayım kapatamıyordum. Sanki o boşluğu kapatmak adına yaptıklarım o deliği daha da büyütüyordu.

Her şeyin ”sevgilim” olduğunda ya da aşık olduğumda çözüleceğini sanıyordum aslında kendimi kandırıyordum ve o boşluktan kendimi atacak kadar da cesaretim yoktu.

Sonra ”aşk” geldi. Artık kendimi tamamlanmış hissediyordum ama bu da kısa bir süre içindi. (Devamını okuyun…)


Muğlak yürekli duş perisi

Nereye baksam, elinde rahminden düşüp parçalanan bebeği, boynunda dikenli tellerden örülü bir urgan kalın bir O görüyorum. Her camekânda parçalıyor vicdanımı. Siyah beyaz parçalıbulutlu bir palyaço yüzü. Asidir, serseridir, seri bir toplum cinayetinin anatomisidir.

Elinde, rahminden düşüp parçalanan bebeği. Her sokak başında. Cami avlusuna uzak, mezar taşlarına yakın. Şarap kokan “günaydınlar” fısıldar, kurtların kemirmekten yorulduğu dişlerinin arasından. Nereye baksam onu görüyorum. Bingöl’den Bursa’ya, Bursa’dan Samsun’a her yerde o. (Devamını okuyun…)


Bil Ki Ben Senin Hiç Dinmeyen Sızınım

Buz kütlem sarıl bana, üşüt beni.
Acısız olmaz ayrılıklar.
Biraz canın acıyacak.
Sende, Acıt beni(bak acım acıyor hâlihazırda).
Cam kırıklarına batır kalbimi, sonra tuzla ikram et mistik doğu tragedyalarına.
Bil ki ben senin hiç dinmeyen sızınım.
Ayıbınım senin Nora, ört, gizle ve namahrem et sendeki beni.
Nora, kavlanmayalım gitmelere.
Soyutla ve…
Uyut beni Afyon çiğnemliğim.
Zaten, bir kadının kirpi doğurması gibi sancı vericidir “ayrılık”.
Son kez. Baştan aşağıya gözyaşlarınla ıslat beni.
Ve birde vur boynumu gerisingeriye gitsin yollar.
Nedametsiz ve ursuz. (Devamını okuyun…)


  • Yazarlar

  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Koçluk ((-_-)) Eğitim Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... Website Content Protection

    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.