bu kalp bu gönül
zulümleri sayıp
kimine kayıp
kimine ayıp
kim kimde saklanır
kim kimle aklanır
vurulmaksa beyaza düşen kurşuni kırmızı
hangi siyah paklanır (Devamını okuyun…)
Sönence
Dokunmam
Kentin kirli semasında paslanmış çiviler.
Ve yine deniz manzaralı köşklerde, umursamadığım boş beyinler.
Gölgemin mabetinde
Gülümseyen cellat bakışlı güvercinler…
Oysa anlamadınız.
Dokunmam sinesine gözbebeğinizin.
Eseridir; özgür ruhum, (Devamını okuyun…)
Asansör sohbeti
asansör sohbetlerine sığdırılmış bir aşktı bu, inişli çıkışlı
yarıda kesileceğini bile bile konuşmak kadar acı
az konuşup çok şey söyleme isteği
ve her defasında yeni bir yenilgi
yedi otuz vapuruna yetişir gibi koşar adım
aynı asansöre bilet almışız, koşuyoruz
nefes nefese iki sohbetin kırk yıl hatrı var
iki lafın birinin ‘hoşça kal’ olmasının manidarlığı (Devamını okuyun…)
Pasiflora Adam
Bu umutsuzlukta nereden çıktı şimdi. Sanki güzel olan herşey mesaisini tamamlamış, sanki martılar birdaha kanat çırpmayacak… Birileri rüzgarımı öldürürken, yağmurum da topuklarına sıkılmakla tehdit ediliyor. Dip denen girdap her yerde aynı, her yerde pis… çıkışı soruyorum; “biz de yeni geldik, buraların yabancısıyız” diyorlar. Hepimiz yüzsüzüz, hepimiz maskeli… Gerçek buysa yeryüzünün bütün gerçekleri aldatmaca ve ben bu aldatmacaya kadehimi kaldırıyorum, müthişti sağ olunuz…
Bu gibi durumlarda içine ağıt–kabare hisleri katarak; duygu- harf düellosu yapıyorum ve içimdeki bam telini koparıyorum. Hani diyorum çıldırıp anadan üryan koşsam sokaklarda… Gidip ölü bir martının kanadında ağlasam… Rahatlasam. (Devamını okuyun…)
Masal
Elinde onu hatırlatacak anılar dolabı yoktu ama elindeki sayılı anılardan yumak yapmıştı ve böylece aşkını kendi içinde yeniden ve yeniden yaşıyordu.
Her yoldan onun ismine gelmeyi başarıyordu. Hiç bilmediği bir yolda bile ilerlerken kaybolmaktan ziyade onun ismini anmayı seçiyordu. Bir kadının gülümsemesi, takvimdeki bir tarih, onun tuttuğu takım… Onu hatırlatacak şey bulmak zor değildi. Kalbinde sayılı anılardan yumak yapmaya başladıkça gittikçe büyüyordu aşkı. Bir zaman sonra öyle bir noktaya gelmişti ki onunla, kendine anılar yazmaya bile başlamıştı. Eksik olan anıları kendi tamamlıyor ve ilerde umutlu gelecek biçiyordu kendilerine. Onun aşkını bilenler imkansız diyor ama o inatla daha sıkıca tutunuyordu aşkına.
Öyle bir aşktı ki bu sırf onun yüzünü görmek için kilometrelere kafa tutmuştu ve hiçbir şey beklememişti. Onun için yapacakların sınırı yoktu. Aşkı her dalgayı aşabilecek kadar güçlenmişti artık. (Devamını okuyun…)
Rüya paranoyaları
Bugün gördüğüm rüya sabah kalktığımda yüzümdeki gülümsemenin ta kendisiydi. Rüyanın saçmalığına mı yoksa imkan sınırlarını zorladığına mı güldüm bilmiyorum. Ama bu olayı film izledikten sonraki hallerden biriymiş gibi anımsadım. Çünkü rüyamdaki başrol bendim. Belki de kendimi izliyormuşum havasına kapılıp rüyanın etkisinde fazlasıyla kalıp bunu yazma gereği hissetmiş olabilirim. Hani bir şey görürsünüz de hayretle gülersiniz ya aynen o tip bir gülümseme belirdi yüzümde. Bir de gördüğün rüyanın detaylarını hatırlayamama diye bir şey var ki Allah düşmanımın başına vermesin. Hafıza kaybı yaşasan bu kadar canın sıkılmaz. Ne kötü şey hatırlayamamak. Çin işkencesi falan yanında halt etmiş. Tekrar uyuyanlar bile var aynı rüyayı görürüm de hatırlarım diye ümitlenerek. Uyandığındaysa yine hayal kırıklığı. Ve bunun sonucundaysa sürekli uyku hali kaçınılmaz. (Devamını okuyun…)
Bilimin yükselen çığlığı
Samanyolu Galaksimiz; sayısız yıldızdan oluşan, Dünya’mızın ve diğer gezegenlerin uydularıyla birlikte Güneş’in etrafında döndüğü sistematik bir yapıdır. Ancak bilim adamları, durmadan etrafında turladığımız Güneş’in de bir yöne doğru hareket halinde olduğunu keşfetmişlerdir. Yasin Suresi’nin 38. ayetinde de belirtilen Güneş’in bu hareketinin, dev bir yıldız olan Vega’ya ait bir çekim kuvveti ile olduğu, matematiksel hesaplamalarla ortaya çıkmıştır. Mavi ışık saçan, yüzey sıcaklığı 9.500 kelvin olan Vega, güneşten 50 kat daha parlaktır ve 2,5 kat daha büyüktür. Samanyolu galaksimiz, saniyede 20 km hızla, Vega yıldızının güçlü çekim kuvvetinde ilerlemektedir. Kuzey kutup ekseni ile 37 derecelik açı yaparak ilerlediği ortaya çıkmış ve bu açıya “solar apex” ismi verilmiştir.
Ancak bu ilerleyiş birkaç derecelik bir sapmaya uğramaktadır. Bilim adamları bu sapmaya neden olan çekim kuvvetine girdiğimiz başka bir dev kütle arasalar da; ne görünürde, ne bilimsel verilerle, ne de var olan kütlelerin olası çekimlerinin matematiksel hesaplamalarında, herhangi bir cevap elde edememişlerdir. Sonunda göremediğimiz dev bir karadeliğin çekimine de girmiş olduğumuz gerçeğinin ortaya çıkması, bilim dünyasını şoka uğratmıştır. (Devamını okuyun…)




Son yorumlar