arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
www.baygri.com - içinden gökkuşağı geçen blog - bölüm 21

“Kadının Yüreğindeki Yaşam” Karma Sergisi

”Hepsi, hepsi bir tek cevapta saklı. Ne zaman bir gönüle sığınır ve bir elin sıcaklığını, heyecanını, terini yüreğimizde saklar ve büyütürüz işte o zaman bir ülkemiz olur bizim; rüzgarlarda savrulan saçlarımız, feth edilecek kıtalar… Bir coğrafyamız olur bizim… Tarih dersine yeniden başlarız, atlasları açar masanın üzerine aşkımızın topraklarına koşarız… Hayırda, şerde ondan gelsin isteriz… Yenileceksek eğer, o aşkın girdabına kapılıp, o gözlerin hüznüne sarılıp, o tenin sıcaklığında yanıp cennetten ve cehennemden evvel, onda yaşar ve onda ölürüz!” dedi değerli dost Fırat Irmak (21 Şubat 2012, Ankara)

Her çağa damgasını vuran aşk, biliriz ki çok şeye kadirdir. Belkide ”sözsüz bir lisanın tablosunu yaratmak” işte bu aşkın sarsıcı gücüdür. Bu sarsıcı güç, kimi zaman örseleyecektir belkide… Ancak bilirizki aşk denen asil varlık, bir fırça darbesini daima soylulaştıracaktır! (Devamını okuyun…)


Karya’ma…

Şimdi yalnız sesin kulaklarımda…

Seni her yalnız bıraktığımda, döndüğüm zaman sitemle dolu olan sesin.

Uzun bir ayrılığın başındayız.

O güzel mavi gözlerin son defa ne zaman baktı bana hatırlamıyorum. Ne zaman hissettim sıcaklığını göğsümde en son?

Ayrılığın başladığını anladığım gün sarılmış mıydım sana sımsıkı?

Ama anlamıştım ayrılığın başladığını, hızla yaklaştığını.

Artık isteksizdin sevgini göstermede. Yine yanımdaydın, terk etmemiştin ama eskisi gibi değildi artık. (Devamını okuyun…)


Ses Kesiğini Artık

Biteviyedir yorgunluğum, ilkgün ahımdan son nefesime, sanrısaldır mutluluk ve sancısaldır dirimim.

Dilencilerin, fukaraların, garibanların… Birer “vicdan ölçüm cihazı” olarak kullanıldığı bir dünya da yitirdiklerimi dillendirmekten utanıyorum.

Ki, yitiriş; Afrika’da köle olmak kadar doğallaştı bende.

Gitmek, en kadim sözlüklerden en tirajsız hecelere. San beni, bir yabancının üzerindeki eskiyen palto. Her an çözülüp sırtından düşebilirim. Gitmek,  en eski göç kavimlerinin hasır (eğer)lerinde…

Kendime söylüyorum duymuyor musun? (Devamını okuyun…)


Rakıda balık

herkes parsellemiş bir aşkı

ne sanıyorlar ki hayatı
köşe kapmaca mı?

her ayrılık bir şair doğurur oldu
istanbul bu yüzden böylesine kalabalık
nasıl temizleyeceğiz
bu işin sonunu (Devamını okuyun…)


Sancıyan Mezarlığı

Pamuk tarlalarından, denizköpüklerinden, buğday unlarına bulanmış yaşlı bir değirmencinin kır saçlarından, bir kar yağıyor dışarda. Öyle mahzun öyle vuslata meyilli. Beraberinde özlediklerimde yağıyor içime. Yıkanmamış balkonuyla, süpürülmemiş avlusuyla, küflü odası, tozlu kitap raflarıyla içim bin yıllık yıllanmış bir şarap yalnızlığına mustarip. O hani bir sonbahar sabahında içimde ukde olarak kalan, yanağı kızıl bir goncaya benzeyen, kirpiklerinden perilerin tutunduğu, örgü örgü işlenmiş saçlarının yüzünde ahenkle savrulduğu, o alaimisemanın mavi meleği, o dipsiz kuyularıma merdiven, o ipsiz uçurumlarıma tutunacağım dal, sahrada suyum, kutupta ateşim, nefesim, emeğim, namusum. Helalinden bir lokma ekmeğim, bereket timsali alın terim, o benim en savunmasız en çocuk yerim… İşte o bir türlü tarif edemediğim, ele avuca sığdırıp da şekil veremediğim, sevdiğim. Ondan geriye kalan ne varsa ya da düşleyip dünyevi bütün hazların dışında kurguladığım. Pamuk tarlalarından, denizköpüklerinden, buğday unlarına bulanmış yaşlı bir değirmencinin kır saçlarından, kopup gelen karların koynuma yağdığı bir sırada, ansınızın saplanır durur, hatıraların o can kesiği yanı yüreğimin en yumuşak, en hudutsuz yurduna. Böyle zamanlarda aksi bir ihtiyar, huysuz bir çocuğa döner alıngan bilincim. Pörsür dil kurallarım. Ve yan komşum adile hanım;

- “Yeter semih! Bu kadar suskunluk dilden eder adamı” der… Umursuzca af diler, dönerim sancıyan yuvama…

O vakitler; (Devamını okuyun…)


Dil Kanatır

Konuşmadığım zamanlarda daha iyi ifade ettim kendimi. İki dudağımın arasından ne zaman bir cümle çıksa tam bir kıyamet alameti gibiydi. Çünkü bilirim ki benim dilim çok ağır. Öyle bir an gelir ki hesapsızca karşısındakini düşünmeden bile bile yaralar, bile bile kanatır… Pişman da olmaz kolay kolay… Canı yandı mı, can yakanın da canı yansın ister. “Anlasın ne çektiğimi, anlasın neler çektirebileceğimi” der…

Şimdi bakıyorum da etrafıma; boş ve gereksiz insan kalabalığı… Sahte gülen yüzler, söylenen biçimsiz cümleler, vaatler, vaatlerle birlikte kurulan gerçekleşmesi mucize gerektiren hayaller… Zaman zaman “Hayat böyle bir şey mi?” diye soruyorum kendime. Bu kadar zor mu sevmek, bu kadar zor mu sevilmek… Yoksa gerçekten şarkıdaki gibi biz büyüdükçe kirleniyor mu dünya… Anlam aramamak mı gerekiyor insan sandığım varlıklarda…

Dostlarımı ve sevmeye değer bildiklerimi ayırıyorum bir kenara, gözümden sakınıyorum onları. Geri kalanlar ise hayatımın ortasında bir kumpasta, hepsi tam bir palavra… En acısı da ne biliyor musunuz; insanın yalan ve yalancıların içinde, inandığı doğruları iyi niyetler eşliğinde yaşaması oldukça çok zor… (Devamını okuyun…)


  • Yazarlar

  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Koçluk ((-_-)) Eğitim Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... Website Content Protection

    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.