arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
www.baygri.com - içinden gökkuşağı geçen blog - bölüm 22

Kötü yol otostopçusu

Sesinin tonu altında eziliyorum. Cümlelerin, az sonra gözlerinden akacakların habercisi gibi çatallı. O çatal senli şiirlerimin keşkesine batıyor.

Bizi o kadar çok bıçakladılar ki kadın, kesiklerimiz derin… dikiş tutmuyoruz.

Uzattığım el, beslediğim umut senin beton kalbine çarpıp geri dönüyor, yoruldum, bıktım… “Ne senle ne sensiz” konulu trajikomik bir senaryonun trajiğiyle komiğiyiz. (Devamını okuyun…)


Biraz Su ve Biraz Toprak- 3

Bu riskli ve yorucu günün sonunda eve dönüyordu yürüyerek. Başını öne eğmiş, kendisini yanında mutlu hissettiği babaannesini düşünüyordu. Babaannesi; felç inip kendisine bakamaz hale gelince, yanlarında kalmaya başlamıştı uzunca bir zamandır. Zeynep, çok düşkün olduğu babaannesinin felçli elini öpmeden, hatırını sormadan gitmezdi odasına. Annesi de şikâyet etmeden bakıyordu, hatta oflamıyordu bile. O’nun gelişinin evdeki kasveti kaldıracağını ummuştu ama değişen tek şey annesinin daha fazla yorulması olmuştu. Kavgalarda, bağırışlarda nüans bile oynamamıştı.

Derin bir of çekti. Her şey ne kadar da kötüydü, ne kadar renksiz ve ne kadar bulanık. Zeynep buluğ çağının verdiği sersemletici, aptallaştırıcı ve hırçınlaştırıcı etkinin farkında değildi. Tek farkına vardığı, yalnız, mutsuz, şefkatsiz oluşuydu. Kendisini özellikle son günlerde nefes alamadığı bir dar boğazda hissediyordu. Çıkmaya çalışmak yerine daha da derinlere batıyor, hatta bazen kendisine hakaretler ediyordu. Farkındalık içerisinde olması, yaşından beklenemeyecek bir durumdu zaten. Ve zaten 16 yaşının getirisi ile O sadece acıyan yanlarına ağlayabilirdi,  bu ilgisizlik sarmalında… (Devamını okuyun…)


“Seni sırtımda taşırım” dedi

Erenköy’deki FTR hastanesi kantininin bahçesinde hem bir yakınımın muayene olmasının bekliyor hem de bir fincan çay içiyordum. Eğer otururken bir şey okumuyorsam ve yalnızsam o an çevremdeki insan davranışlarını gözlemlemekten kendimi alamam. Bu yüzden kimseyi rahatsız etmeden etrafa şöyle bir göz atıp, kolaçan ettim.

Saçlarına bembeyaz karlar düşmüş yaşlı bir adam, tekerlekli sandalyedeki karısını,  güneşi yakmayan son baharın bu ilk günlerinde diğer birçok hasta ve yakını gibi bahçeye çıkarmış hava aldırıyordu. Etrafta birçok hasta ve yakını olmasına rağmen nedense gözlerim bu çifte takılı kaldı. Onların sıcacık yüreklerindeki sevgi, ışıldayan gözlerine ve gülümseyen yüzlerine vurmuştu.  Ve ben onlarda sanki doyasıya yaşanmış ve hala yaşanan bir aşk, bitmemiş bir sevgi, bir samimiyet, bir sıcaklık ve muhabbet gördüm. (Devamını okuyun…)


Çelişki

İlk başladığımız yerdeyim, keşke her şey o an ki kadar sıcak o an ki kadar sevgi dolu olabilse… Ama biliyorum hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Çünkü yılların biriktirdiği bir özlemle sevmiştim seni (İnan bana hala da öyle). Şimdi gücüm yetmiyor,  dahası sabredemiyorum seviyor görünüşüne bürünüpte aslında hiç mi hiç sevmeyişinin bende oluşturduğu tahammülsüzlüğe…  İçimi aydınlatan mumlar yavaş yavaş eriyip tükeniyor. Beni bir mutsuzluk devinimine götüren kadere olan direncim gün geçtikçe kırılıyor. Kendime ait hissettiğim şeylerin yabancısı olduğumu, çok sonraları yüzüme vurulduğunda anlıyorum. Öyle ki, kimseye bakacak yüzüm yok. Çünkü yüzüm bu ilgisizliği, bu başıboşluğu, bu mide bulandıracak, bu iştah tiksindirecek hali ruhaniyeti kaldıracak güçte değil bunu biliyorum ne yazık ki…

Son zamanlarda kendi kendimle konuşuyorum, garip ama hiç yüksünmüyorum…

-          Hiçbir şey aynı kalmıyor

-          Duygularında evrimleşip değişebildiğini

-          Yahut mutasyona uğrayıp şekil değiştirdiğini ilk defa öğrenmiş oluyorum (Devamını okuyun…)


Kapıyı iki kez kilitlemeyi unutmayın

İclal Aydın dinliyorum sürekli; dolu bulutlar gibi her an sağanağa dönüşecek bir ses, hüzün yüklü kelimeler… Ağlıyorum bolca kimselere hissettirmeden.

Çocuklar uyandılar… Beraber bir kahvaltı yaptık; bundan sonrasında özlem duyacağımız bir kahvaltı.

Furkan duşunu aldı, tıraşını oldu, bendeki kıyafetlerini topladı ve vedalaşıp çıktı kapıdan. Bahçe kapısına kadar beraber yürüdük. “Kapıyı iki kez kilitlemeyi unutmayın” dedi. Sarıldı bir kez daha, alnımdan öptü beni. “Ağlama sakın” dedi. “Ağlamıyorum” dedim ama yalan söyledim; zaten içim ağlıyor kaç günlerdir. Arkasından baktım sokağın sonuna ulaşıncaya kadar; sigarasını yaktı, içerek devam etti yürümeye. Sokak sanki hep geçip gittiğim sokak değildi; genişledi, büyüdü. Anladım ki oğlum artık kendi yolculuğuna çıktı. O artık kendi yolunda yürüyor. Sokağın bitiminde son kez dönüp baktı, el salladı ve gözden kaybolduğunda sigarasının savrulan dumanından başka bir şey kalmadı geriye. Arkamı döndüğümde çoktan boşalmıştı gözyaşlarım. (Devamını okuyun…)


Bir zamanların Anadolu’sunda kadın olmak -5 (Öykü/Son)

Kaynı bu mesajların geleceğini az çok tahmin ediyordu da bu kadar erken geleceğini tahmin edememişti. Bir gün Hamiyet’i bir kenara çekti. Bak dedi”  ölenle ölünmüyor, yaşam devam ediyor. Seninle ilgili kulağıma söylentiler daha şimdiden gelmeye başladı. Yani taliplerin bir hayli fazla… Sen ne düşünüyorsun bilemiyorum ama eğer evlenip gidersen sorun olmaz. Yok, ben tek başıma burada yaşamaya devam ederim diyorsan bak ben karışmam, biri gelir seni alır, götürmek ister, sonra ben dayanamam işin içine girerim, olay çıkar maazallah kötü şeyler olabilir. Benim başımı belaya sokma! Yani bu hususta benden sana bir destek yok, uğraşamam onlarla, adamların zaten gözleri dönmüş, karı diye karı oluyorlar!” dedi.

İşte Hamiyet’in kestiremediği yaşamı şimdi önüne çıkmıştı! Kocası yanındayken başka köyden gelin gelmenin zorluğunu hiç yaşamamıştı. Kocası ölünce, öküz öldü ortaklık bitti misali koca tarafı desteğini hemen kesmişti. Kendi akrabaları ise uzaktaydı.  Anne, baba, dayı, amca, kardeşler… Yani yalnız başına yaşar iken bir sıkıntısı olduğunda hemen destek alabileceği, ona kol kanat gerecek olan kimseler yoktu yanında, yakınında. (Devamını okuyun…)


Yanarak ölmek en kötüsü…

Güncel haberleri her gün takip ediyoruz. Ne olmuş, ne bitmiş izliyoruz. Ülkemizde; olaysız, kazasız geçen bir gün bile yok.

Birkaç günden beri o haber içimizi parçaladı. Bulundukları bölümün kilitli kapıları, görevliler tarafından açılmayınca içerdeki 5 mahkum,  aracın içinde yanarak can verdiler… Nasıl olabilir? Kapı nasıl açılmaz? Kilitlendiği gibide açılması gerekmez miydi? Haberi izlerken yüreğimin ta içinden sanki bir parça kopmuş gibi hissettim. Ölenleri tanımak gerekmiyor, çünkü hepsi insan, çığlıklar içinde yanarak ölmek en kötüsü… Kaza olsa, en azından fazla acı duymadan anında ölmek çok başka… Üstelik elleri kelepçeli olarak çaresizce ateşin içinde can vermek dayanılacak bir şey değil. Nasıl kader bu insanın aklı almıyor. Acaba kader mi? Yoksa tedbirsizlik mi?   (Devamını okuyun…)


  • Reklam

  • Yazarlar

    Yazarlar Bileşeni tarafından sağlanmaktadır
  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Reklam

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... - Website Content Protection

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.


    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz