arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
www.baygri.com - içinden gökkuşağı geçen blog - bölüm 4

Bas Gaza!

Bir Kişisel Gelişim eğitmeni için her şey malzemedir.

Bay Gri’de yazmaya dün gece karar verdiğimde bu işe hangi konuyla başlasam ve köşe adım ne olsa sorularıyla ilgili zihnimde hiçbir bilgi yoktu. Bazen gerçekten nereden başlayacağımızı bilemeyiz ya söze, durum benim için de tam olarak buydu.

Sabah evden çıkarken, kullanacağım aracın plakasını öğrenmek için ajandama baktım. “Nasıl yani?” dediyseniz diye tam da burada, açıklayayım hemen çok kısaca: Kendi aracım ucuz atlatılmış bir kaza sonrası serviste olduğu için eşim dün gece otoparka kiralık bir araç bırakmıştı ve plakasını da ajandama yazdığını söylemişti. Renk, marka, model bilmiyorum ama plakayı bilmek aracı bulduran en kesin çözüm tabi ki. (Devamını okuyun…)


Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Amuda kalkıp işemek

dilini bilmediğim bir karmaşa ve adını koyamadığım bir yabancılık bu. birkaç ana haber bültenini havaya uçurup trajedi olmalıyım. tüm radyolarda gün boyu tanju okan çalmalı, içimde dört dönen kuduz köpeği beslemeliyim küçük iskender şiirleriyle. “barbar conan’ın vahşi kılıcı”nı tam macera bulmuşken okumalıyım.

içki sofralarında; “… sonra mı? sonrası yok güzel abicim; o parayı sevdi gitti evlendi bi kredi kartıyla. ben onu sevmiştim hala insanım.” geyiği yapmalıyım.

“çok şey istemedim biraz mathilda may gülüşü yeterliydi (Devamını okuyun…)


William Shakespeare

Adını, sanını duymamış olma ihtimalinizin en zayıf olduğu yazarlardan biridir. Nerde doğduğu ya da nerde doyduğunu bilmek bize pek bir şey kazandırmaz bence. Kendisi de onun sanatıyla ilgilenmemizi isterdi eminim.

Shakespeare yaşadığı dönemde yani bundan dört yüz yıl önce yılda iki oyun yazan ve yazdığı oyunlarda figüran olarak rol alan biriydi. Öyle ki basit trajedi konularını kendi beyninde evirip çevirip farklı yollarla insanlara sundu.

İki düşman ailenin çocuklarının birbirlerine olan aşkı basit bir trajediyken bir anda asırları yıkıp geçen bir trajedi haline geldi. Yani Shakespeare’in yarattığı karakterler ölümsüzleşti. (Devamını okuyun…)


Növardüs; Sende kimsin?

Bir yitiştir bendeki… Bulaşan arsızlaşan en kalabalık yalnızlığım… İyi geceler derken günaydın ol…
Sus ki yaşamaya çalış(mı)yorum…
Sende acıma ve ihanet et bana… Ben ihanet edildikçe büyürüm, büyürüm ama had bilir…
Yine de yaşamaya çalış(mı)yorum…
Gece gelir… Gündüz gider… Ve ayrıklar en kalabalık yalnızlığım… İyi geceler derken bile sakin ol…
Say ki yaşamaya çalış(mı)yorum…
Bana söz ver bu sırrımı herkese söyleyeceğine… Ki sırsızlığıyla var olur insan…
Boş ver inanma ama yaşamaya çalış(mı)yorum…
Kusurumdun sen… Bakma… Kendine iyi bakma… Nerden çıkardın…
Siktir git yaşamaya çalış(mı)yorum…
Kaçıyorum kendimden ve yalnızlığımdan…
Bu defa gerçekten yaşamaya çalış(mı)yorum…
Gül mü dendin… Senin olsun… Ağlama çiçeğime sarıldım… Kaktüs güzeli…
Nasıl düşüne bilirisin ki yaşamaya çalış(mı)yorum…
Keyfine düşkündün… Hep özendin… Kendin olmaktan uzak…Başka yataklarda… adımlara vardın
Kaybetme kokum varmış gibi … hışşşşş…Yaşamaya çalış(mı)yorum… (Devamını okuyun…)


Mutluluk iksiri bu olmalı

Hayatımıza kattığı canlılık, bize verdiği yaşama sevinci ve o geldiğinde sapasağlam oluşumuzun bir sebebi var. Evet! Vallahide billahide aynen öyle… Nasıl anlatsam bilemiyorum. Kelimeler çok yetersiz kalır…Hepsi hafızamda sıralanmış ama tarif etmeye yetmiyorlar. Kimden mi? Torunumdan… Yaşama sebebimden, hayatımın en yüksek adrenalin kaynağından dünyamdan, canımdan, gülümden, bitanemden sözediyorum. Evimizin başköşesinde mis kokulu amber mi desem? Ne desem bilmiyorum.

İnsanı hayata bağlıyor. Her şeyi unutturuyor. Tıpkı bir doktor gibi sizi tedavi ediyor. Depresyon ilacım, uyku ilacım, her şeyim benim torunum… (Maşallah) :) Adeta evimize güneş gibi doğdu kuzum. (Devamını okuyun…)


Gittin

Bir sev/abı gün/aha b/ulaştırır gibi
Bir günü karanlığa büründürür gibi
Gittin

Ömür boyu bir yalanı sürdürür gibi
Dostunu düşmanına güldürtür gibi
Gittin

Bu adam nasıl yapar demeden
Ve kesilir gibi yemeden içmeden
Gittin (Devamını okuyun…)


İstasyondaki Adam

Elini hafifçe havaya kaldırarak, ardında kalanlara ‘’ Hoşçakalın, ben artık yokum, yenildim ve gidiyorum’’, der gibi salladı, rüzgârda savrulan yaprak gibi… Olurda kimseler bulur umuduyla. Ama doğruya o bu hayatta hep kim/sessizdi. Bu acı gerçeğin her zamanki gibi yüzüne yansıttığı üzüntüyle kendine geldi adam. Sonra elini cebine götürüp tabakasından bir sigara çıkardı, suskunlukla ve kurumuş bir dudakla sarılmış sigara. İki dudağının keyifsizliğinin farkına varmış olacak ki, kendilerine gelmeleri için hafiften ısırdı. Hantal bir veznedar gibi ağır ağır, istemeye, istemeye kıpırdanan dudaklarının arasına güçlükle tabakadan çıkardığı sigarayı bıraktı. Gazı bitmiş çakmak yanmamakta ısrar ediyor, adamsa yolculuk öncesi bir sigara afiyetinden mahrum kalmamak için bir an önce yakmak istiyordu. Ama çakmak yanmadı. O an yüreğini kavuran ateşi düşündü. Acaba o ateşle sigara yakmak (Devamını okuyun…)


  • Reklam

  • Yazarlar

    Yazarlar Bileşeni tarafından sağlanmaktadır
  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Reklam

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... - Website Content Protection

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.


    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz