arıza >> gaf-let >> parça tesirli paranoyalar >> galeri bay gri >> life >> afilli gri >> pisicik >> bağırma >> eksi onsekiz >> bilinçaltı >> sakin ol şampiyon >>
www.baygri.com - içinden gökkuşağı geçen blog - bölüm 86

Kırık kalpli porselen bebek

O küçük bir çocuktu; eline, gülen yüzüyle porselen bir bebek verdiler. İstediği gibi oynadı yeni oyuncağı ile.

Bir gün, yanlış bir hareketle porselen bebeğin elini kırdı. Görünürde sorun yoktu ama oyuncağın artık daha hassas olabileceğini aklına getirmedi… Sonra; kolu, bacağı, kafası derken porselen bebek paramparça oldu çocuğun elinde.  Çocuk her kopan parçadan sonra, onu yerine takabilmek için daha çok hırpaladı bebeğini; vereceği zararı düşünemedi. Artık bir bebeği yoktu ve daha da hırçın oldu. Yanlış olan çocuğun yaptığı da değildi aslında; en büyük yanlış bir çocuğa oynaması için porselen bebek verilmesiydi.  (Devamını okuyun…)


Sana çay bardağında aşklar köklendiriyorum

Sana çay bardağında aşklar köklendiriyorum
Ne ekiliyor toprağa
Ne de atılıyor bir kenara.
Mutfak penceresinin önünde
Güneşe bırakıyorum.
Sana çay bardağında aşklar köklendiriyorum
Hiç birlikte çay içmemiştik oysa.
Mutfak pencerem mutlu
Ben mi..?  umutluyum!
Sana çay bardağında aşklar köklendiriyorum
Akşam, cam önü sefalarında.
Her gün bir aşk daha ilave ediyorum
Çay bardağına.
Umutluyum. (Devamını okuyun…)


Nasıl geçti habersiz İlkokul yıllarımız :)

Çocukluk yıllarına ait arkadaşlarınızı hatırlıyor musunuz? Meğer ne kadar güzelmiş ilkokul hayatımız ama bilememişiz kıymetini. Küçükken insan anlamıyor ta ki; aklımız başımıza geldiğinde düşünüyoruz, o zaman da hepimiz bir yerlere savrulmuş oluyoruz.

İşte tam da o zamanları düşünürken; o yıllara ait resimler aklıma geldi. Kutudan çıkardım resimleri saatlerce baktım… Sanki o zamanları yeniden yaşadım… Keşke şimdi ilkokulda olsaydık. Ben her zaman diyorum ki; “İnsanlar büyüyüp yeniden çocuk olsalar, yeniden yaşasalar o zamanları ne güzel olurdu, daha iyi kararlar verirlerdi. Hayatlarının kıymetini iyi bilirlerdi.” Ama tabii olacak şey değil, sadece hayal ederim işte… Ne yazık ki; ben okulun tadını kokusunu tam almadan yarım bıraktırıldım… O yüzdendir ki içimde ukde kaldığından 49 yaşında liseyi dışarıdan bitirip, daha sonra da üniversiteyi kazanarak öğrenci olmayı başardım :) Hala öğrenci sayılırım ama olsun… Başardığım için mutluyum. İçimde kalan okuma duygusunu çocuklarımın okumasıyla bastırdım o zamanlar… Şükür hepsi üniversite mezunu oldular. Güzel işler başardılar, uluslararası bir sosyal bilgi paylaşım sitesi olan www.inploid.com’u kurdular. Okuldan bahsetmişken bizleri bu günlere hazırlayan elleri öpülesi öğretmenlerimizi anmadan geçmek olmaz. Öğretmenlerimizden çoğu çoktan vefat etmiş, Allah rahmet eylesin. Bizlerde çok emekleri vardır. Onları çok özlüyoruz, mekanları cennet olsun. (Devamını okuyun…)


Yaz geldi

Havalar ısındı, ağaçlar yeşillendi. Ne güzel! Artık tamamen yaz geldi. Sokaklar şenlenmeye, kızlar açılıp saçılmaya başladılar bile zaten geç bile kaldılar. havaların ısınmasını çok özlediler çünkü… Beşiktaş sokakları sanki defileye çıkmış insanlarla dolup taşıyor.

Güzel şeyler bunlar insanın içini kıpır kıpır ediyor… Bir nebzede olsa kendinizi neşeli hissetmenize neden oluyor… Kalabalığı kafaya takmazsanız güzel görüntüler. Artık yaz etkinlikleride yakında başlar, her akşam insanlar değişik park bölgelerinde yerlerini alırlar. Beşiktaş’ın bu yönünü çok seviyorum… Yaz gelince insan hiç sıkılmıyor, çünkü o kadar çok gidecek yer, izlenecek tiyatro, sanat merkezleri, sergiler ve daha bir çok etkinlikler var ki Yeter ki takip edip kaçırmayın günlerini, bazen sıra gelmez hangisine gideceksiniz ki… (Devamını okuyun…)


Senin adın yara olsun bundan sonra

Yüzüme sırtını dönüp kahveni yudumlarken, beni hiçliğimle baş başa bıraktığında anladım; ayrılık zamanının geldiğini. Ki o kahve bizim huzur serüvenimizdi. Ki o sırtla biz sadece sevişirken yüz yüze gelirdik. Ayının yavrusunu severken öldürmesine eş bir kısa film geçti gözlerimden. Artık ne ayı ne de yavrusu olasım var. Ve artık şuna inandım ki; her şey koca bir yalan.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Kelimelerim anlamlarını yutmuş, o kelimeleri tüm anlamsızlığıyla inadına cümle içinde kullanma çabam, yutkunuşumla sonuçlanıyor. Ve ben bu hissi biliyorum, ben bu hissi yakından tanıyorum; hoşgeldin üvey kardeşim hüzün…

Gecesine aldanış yağan köhne kentin bacalarından, şizofren iniltiler tütüyor ve sen yalancı kalp telaşlarının nemli gözlü kontesi; senin adın yara olsun bundan sonra… (Devamını okuyun…)


Geldim ve Sadece Bekledim

Kurmaya bile cesaret edemediğim, seninle ilgili hayallerim var benim. Yüzümde oluşan yarı tatminkar bir gülüş eşliğinde ben yine seni her halinle seven hallerdeyim… Biraz kızgınlık, biraz kırgınlık belki biraz da vefasızlık taşıyor şimdilerde kalbim.

Gözlerim ister istemez hala seni arıyor geçtiğimiz yerlerde. Geçenlerde seninle bin küfür eşliğinde, gırgır şamata hallerinde maç izlediğimiz yere gittim. Cam kenarında bir masa seçip uzun uzun pencerede baharın müjdecisi olan yeşillikleri seyrettim. Bir fincan çay içtim ikimizin yerine, sonra biraz da yüreğimde demlendim… Biraz bekledim seni… Belki karşılaşırız, belki geçen bunca zamanın acısını bir anda çıkartırız diye… Bekledim, bekledim sadece bekledim… Gözlerimden iki damla yaş süzüldü, elimi kalbime götürdüm… Gelmedin… (Devamını okuyun…)


  • Yazarlar

  • Sponsor

    Turhost
  • www.baygri.com on Facebook
  • Kategoriler

  • Arşiv

  • Yazılar e-postanıza gelsin

    E-postanızı yazınız:

  • Genel
  • Sayfa altları önemlidir dostlar, dondurmanın sonu, sigaranın son fırtı veya ikinci el bir kitabın arka kapağına karalanmış iki satır samimi cümleyi okumanın verdiği keyif gibi acayip hisler uyandırır bünyede. Hiç unutmam lise ikinci sınıfta okurken, el arabasında kitap satan birinden maksim gorki’nin orjinal ismi halk düşmanı olan bizde yararsız bir adam adıyla basılan ikinci el kitabını almıştım, kitabın içinden sayfaya yapışmış, nerdeyse sayfanın rengini almış “bir suudi arabistan riyali” çıkmıştı, Türkiye’de bir rus yazarın kitabından “suudi arabistan” riyalinin çıkması bana hep ilginç gelmiştir, tam “oğlum kaç para eder bu” moduna girecektim ki, algımdaki batıl inançlar paranın üstündeki arapça yazılardan tırsmama sebep oldu, haliyle parayı bozdurma teşebbüsüm olmadı olamadı :) Sonra o para ya kayboldu ya da birine verdim net hatırlamıyorum, neyse bağlıyorum; sayfa altlarından ne zaman ne çıkacağı belli olmaz, sürprizlerle doludur, sen'de şuan bu sayfa altını okuduğuna göre uslanmaz bir sayfa altı seversin. Sakın yadırgama yaptığını, bir gün sayfa altından fışkıran bir mucize hayatını değiştirebilir, nasıl olur bilmiyorum ama bir gün mutlaka birşeyler olur, sabırlı ol. Bay Gri'yi her ziyaret ettiğinde mutlaka bu sayfa altına bir göz at. İkinci el kitapları, ikinci el kitapların özellikle arka kapaklarının iç kısımlarını, dondurmanın sonunu sevmeye devam...

    Koçluk ((-_-)) Eğitim Galeri Bay Gri - Künye - RSS Feed - Şikayetim yaradana bebeğim - Flickr - (-_-) - Twitter - Facebook - Mitenöy - Friendfeed - Powered by WordPress

    Kullanım - Gizli - Biz - Yazarlık - Ben - Sitemap - Bay Gri; Turhost sponsorluğunda yayın yapmaktadır. Çok yaşa Turhost... Website Content Protection

    baygri.com, baygri.net, baygri.org, baygri.info, baygri.biz

    İçinden gökkuşağı geçen bu blog saf sevgiyle beslenen bağımsız bir sinerji topluluğudur. Bu organizasyon Cengiz Aydın projesidir. Copyright © 2008-2012 Bay Gri All Rights Reserved.