gözlerinde,
yanlış yaşanmış baharların bıraktığı
nemli bir renk.
yüzünde,
kutlanmayan bayramlardan kalma
zoraki gülüş izleri.
belli ki;
düşleri tutuklu,
ruhu ayazda kalmış,
çok üşümüş,
hep üşümüş,
sonu mutlu biten romanları okuyarak
ve kısık sesiyle dualar ederek
ısınmış.
belli ki;
salya suratlı pezevengleri,
şefkat üçkağıtçılarını heveslerinde boğmuş,
tek başına,
dim dik,
ödün vermeden,
minnetsiz,
ve mağrur,
ve gururlu,
ve güzel,
var oluşunun tadına varmış.
sustuklarımı
yazma zamanı bitti,
artık,
yazacaklarımı susma zamanı geldi deyip,
sentinus’un asil kızının avuçlarına
usulca aşk’ı bıraktım.
sevdi.
çok sevdi.
sonra daha çok sevmekten korktu!
pişmanlıkları,
keşkeleri,
olası tüm iyi ihtimalleri yok saydı,
en akla gelmeyeni yaptı.
ocak ayının soru işareti kokan,
kendine hayrı olmayan,
soğuk
ve uğursuz bir pazar sabahında,
sentinus’un asil kızı aşk’ı öldürüp,
rüzgar kanatlı renksiz bir atın sırtında
firar etti.
cinayeti kimse görmedi.
kimse üstlenmedi.
kimsenin üstüne yıkılmadı.
faili meçhul olarak kaldı.
cenazeye;
birkaç yakılacak şiir,
okunmuş ve okunmayı bekleyen kitaplar,
kendi gelemeyen bir timsahın gözyaşları,
son orgazm sonrası içilmiş sigaranın külleri,
nokta,
virgül,
tüm harfler,
marmara denizinden beş martı,
ve yağmur katıldı,
yağmur,
gömülmeden önce aşk’ın gözlerini kapatarak
sadık dostuna karşı son görevini
yerine getirdi…
cenaze boyunca edith piaf şarkıları dinlendi,
pablo neruda şiirleri okundu.
bir hayırsever cenazede ayla dikmen plakları dağıttı.
aşk, o gün gözyaşları içinde sonsuzluğa uğurlandı.
tanrı başsağlığı diledi.
sanırım,
hayat devam etti…













Facebook
Flickr
FriendFeed
Twitter
Xing
Haziran 10th, 2010 on 16:03
muhteşem…
Nisan 27th, 2010 on 14:34
her aşk yeniler her iki tarafı da…sanırım yeni hayatları bu aşkın bileşkesiyle daha da güzele yol alacak …kimbilir?..
Nisan 27th, 2010 on 16:00
İlginç; “olanı kabullenmiş ve önüne bakan” bir bakış açısı…